Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/1599 E. 2009/2645 K. 04.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1599
KARAR NO : 2009/2645
KARAR TARİHİ : 04.03.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.05.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
Davacı, (13 parsel sayılı taşınmazına) komşu 211 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki binanın balkonunun taştığını ileri sürerek, bu taşkınlığın kal suretiyle giderilmesini istemiştir.
Davalı, tecavüzün imar uygulaması sonucunda oluştuğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten de, mahallinde yapılan keşifte imar uygulaması sonucu 1982 yılında davalının kendisi tarafından yaptırıldığını kabul ettiği binanın balkon kısmının davacı taşınmazına 6.50 m2 tecavüzlü hale geldiği tespit edilmiştir. Ancak, davalı 211 ada 1 parsel sayılı taşınmazda malik değildir.
Bilindiği üzere yasal ayrıcalıklar dışında, Türk Medeni Kanununun 684/1 ve 718/2. maddelerine göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bu durumda davalının inşa ettiği binanın balkonunun da davacı adına kayıtlı 211 ada 1 parsel sayılı parselin mülkiyeti kapsamına gireceği açıktır. Ancak taşınmaz üzerindeki binanın zemin mülkiyetine dahil olmadığı bazı ayrık durumlar söz konusudur. Bu ayrık durumlardan birisi de 3l94 sayılı İmar Kanununun l8/9.maddesinde yer almaktadır. Anılan madde;
“Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içerisinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur” şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile, bir kimse kendi taşınmazı üzerine mütemmim cüz (ayrılmaz parça) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğu duyulmuştur.
Somut olaya gelince; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davacı parseli ile diğer taşınmazın imar uygulaması sonucu oluştuğu, tecavüzlü binanın üzerinde bulunduğu imar parselinin maliklerinin davalı olarak bu davada yer almadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek 211 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın imar uygulaması ile bu taşınmaz üzerinde bırakılıp bırakılmadığının saptanması, eğer bina imar uygulaması sonucu anılan taşınmaz üzerinde kalmış ise, binanın mülkiyeti zemine tabi olmadığından kal kararı verilebilmesi için davanın kayıt maliklerine karşı açılması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece davanın doğru hasma yöneltilip yöneltilmediği olgusu saptanmadan işin esasına girilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 04.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.