Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/300 E. 2009/1117 K. 02.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/300
KARAR NO : 2009/1117
KARAR TARİHİ : 02.02.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.05.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
Davacı 4784 parsel sayılı taşınmazına davalılardan …’in duvar çekerek, diğer davalının kullanarak kuzey ve güneyden elattıklarını, davalıların haksız elatmalarının önlenmesi ile tecavüzlü yapıların kaldırılmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece dava kısmen kabul edilerek, davalı … yönünden mülkiyet edinme kastı olmadığından davanın reddine, davalı … yönünden istemin kabulü ile elatmasının önlenmesine ve duvarın kaldırılmasına karar verilmiş, hükmü davacı vekili davanın reddedilen kısmı ve yargılama giderleri yönünden temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunun 683. maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin hukuksal sınırlar içinde taşınmazını mutlak kullanım hakkı olduğunu düzenlemiştir. Eldeki davada, davalı … yönünden; davacı taşınmazı içerisine yaptığı duvarın tecavüzlü olması ve bu kısmı herhangi bir hakka dayanmadan kullanması nedeniyle tecavüzlü duvarın kaldırılması suretiyle elatmasının önlenmesine karar verilmesinde yasaya aykırılık yoktur.
Ne var ki davalı … yönünden, fen bilirkişisi … …’nün 11.08.2008 tarihli krokili raporunda davacı taşınmazına “B” harfi ile gösterilen
0,98 m2’lik müdahalesinin olduğu belirtilmektedir. Davalının yasal bir hakka dayanmadan davacının mülkiyetinde olan taşınmazı kullanması yukarıda anılan yasa maddesine aykırılık oluşturacağından davalının mülk edinme kastı bulunmadan geçici olarak kullanmasının elatma oluşturmayacağı şeklindeki gerekçe isabetli değildir. Ancak davalı … son oturumda müdahaleye konu kalasları kaldırdığını beyan ettiğinden müdahalesi son bulmuş ise de bu davalı yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceğinden mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmadan istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davalının kendi beyanı dışında elatmasının sona erdiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığından mahkemece yapılması gereken iş, taraf beyanlarına başvurularak veya keşif yapılarak davalı …’nın elatmasının sona erip ermediğini araştırmak ve sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.
Kabule göre de; davacı vekili tarafından 07.08.2008 tarihli makbuz ile yatırılan 125,00 YTL’lik bilirkişi ücretinin yargılama giderlerine dahil edilmemesi de doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı gerekçe ile verilen karar doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 02.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.