YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/378
KARAR NO : 2009/1462
KARAR TARİHİ : 06.02.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.04.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise yapı bedelinin tahsili taleplerine ilişkindir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mülkiyet aktarımı istemi hüküm altına alınmıştır.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan içtihadı birleştirme kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre taraflar kardeş olsa bile iddia hakkında tanık dinlenerek bir sonuca varılamaz.
Ancak; açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK’nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Davada yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı gibi tanık dinletilmesini gerektiren bir neden yoktur. Dolayısıyla, iddianın tanık sözleriyle kanıtlanması olanağı bulunmamaktadır. Ne var ki, davacı dilekçesinde “her türlü delil” demek suretiyle yemin deliline de dayandığından, davacıya bu hakkının hatırlatılması gerekir.
Davanın kati delillerle kanıtlanamaması halinde ise; davada ikinci kademedeki istek olarak katkı payı nedeniyle taşınmaz üzerindeki bina bedelinin tahsili de dava konusu yapıldığından, bu iddianın yöntemince araştırılması ve sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekir.
Değinilen yönler bir yana bırakılarak iddia kanıtlanmış gibi mülkiyet hakkı istemine yönelik talebin eksik araştırma ve incelemeyle hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi