Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/4057 E. 2009/5183 K. 27.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4057
KARAR NO : 2009/5183
KARAR TARİHİ : 27.04.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.08.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı genel yola bağlantısı olmayan 2087 parsel sayılı taşınmazı için davalılara ait 2477, 2478, 2487 ve 2483 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece dava kısmen kabul edilerek davalı …’e ait 2483 sayılı taşınmazın ortasından … bilirkişisinin 19.02.2007 tarihli krokisinde A harfi ve … renkle gösterilen raporun 1.maddesinde belirtilen 1 metre genişliğinde 162,05. metre ve 162,05. m² yüzölçümündeki bölümünde davacıya ait 1087 parsel sayılı taşınmaz lehine geçit hakkı tesisine, aynı raporda A ve C harfi ile gösterilen davalılar … ve …’a ait 2477 ve 2478 parsel sayılı taşınmazların … sınırında tapulama sırasında 1,00. m. Genişliğinde yolun davacının ihtiyacını karşılayacağından bu parsellerde geçit hakkı tesisi talebinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü 2483 parsel maliki … vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece 05.06.2007 tarihinde verilen karar dairemizce; “Davacının geçit gereksinimini davalıya ait 2483 parsel sayılı taşınmazın ortasından bölünmek suretiyle karşılanmıştır. Mahkemece uygun geçit yeri tüm alternatifler araştırılarak tespit edilmemiştir. Davacının istemi patika yol şeklinde olduğu da dikkate alınarak … … niteliğindeki yerlerin taşınmaz
sınırında yer alması halinde, yola cephesi bulunmayan taşınmaz malikinin buradan yararlanma olanağı vardır. Taşınmazın güneyindeki … dereye geçidin bağlanması en kısa en ekonomik olacağı anlaşılmaktadır. Davalı vekili temyiz dilekçesinde … derenin yüzlerce taşınmaz maliki tarafından yol olarak kullanıldığını ileri sürdüğünden bu alternatifin değerlendirilmesi buradan yararlanma olanağına ilişkin bilirkişi beyanı açıklattırılarak, yerinde yapılacak gözlemle, yol olarak kullanma olanağının araştırılması buradan yararlanma olanağı yoksa çevredeki yollara ulaşma olanağı sağlayacak tüm alternatiflerin de belirlenerek en uygun yerden geçit kurulması gerekli iken davalı taşınmazını ikiye bölecek şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulduğu halde önceki hüküm ile aynı karar verilerek bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Özünü komşuluk hukukunun genel ilkelerinden … geçit davalarında fedakarlık denkleştirilmeli, bir tarafın geçit ihtiyacı karşılanırken diğer tarafın mülkiyet hakkına zarar verilmemelidir. Geçit ihtiyacı karşılanırken hiçbir zaman davacının subjektif arzularına bakılmamalıdır. Bu nedenledir ki, geçit tesisi davalarında tarafların dava konusu üzerinde tasarruf yetkileri kısıtlıdır.
Eldeki davada, önceki bozma ilamımızda her ne kadar taşınmazın güneyindeki … dereden geçilebilme olanağının araştırılması gerektiği belirtilmiş isede dosyaya sunulan fotoğraf ve bilirkişi raporundan derenin hasat mevsiminde … vaziyette olduğu anlaşıldığından, buradan kurulacak bir geçit düşünülmemesinde bozma ilamına bir aykırılık yoktur. Ne var ki mahkemece
geçit kurulan yer davalıya ait 2483 parsel sayılı taşınmazı ikiye böldüğünden yukarıda açıklanan ilkelere ve bozma ilamımıza aykırı düşmektedir.
Mahkemece yapılması gereken iş, bilirkişilerden alınacak ek raporla ya da mahallinde yeniden yapılacak keşif ile komşu parsellerin sınırlarından geçen geçit yerlerine ilişkin alternatifleri uzman bilirkişiler aracılığı ile belirlemek ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacı taşınmazı yararına bir geçit oluşturmak olmalıdır.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de, saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek … bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın … bir değer tespiti yapılmalıdır. Mahkemece geçit hakkı bedeline ilişkin değer dava tarihi olan 2005 yılı esas alınarak belirlendiğinden üzerinden geçit kurulan taşınmaz maliki aleyhine bir durum geliştiği için geçit bedelinin karar tarihine yakın bir tarih esas alınarak belirlenmesi ve hükümden önce depo ettirilmesi gerekirken bu ilkeye aykırı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.