YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/427
KARAR NO : 2009/1119
KARAR TARİHİ : 02.02.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kadastro çalışmaları sırasında kadastro dışı bırakılan ve taşlık olduğu iddia edilen taşınmazın Türk Medeni Kanununun 713. maddesi uyarınca tescili istemi ile açılmıştır.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 4391.33 ve (F) ile gösterilen 8343.29 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerinin davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü,davalı … temyiz etmiştir.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken husus davada dayanılan 08.12.1982 tarih 3 sayılı tapu kaydının hukuki durumudur. Gerçekten taşınmazların bulunduğu bölgede 1988 yılında kadastro çalışmalarının yapıldığı, dava konusu taşınmazın taşlık olarak kadastro harici bırakıldığı, başka bir ifadeyle dayanılan tapu kaydının revizyon görmediği dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda davada dayanılan tapu kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/4. maddesi uyarınca işleme tabi kayıt niteliğini kaybetmiştir. Yapılan bu saptamaya göre de davacının dava konusu taşınmazın kazanılmaya elverişli yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap koşullarının yararlarına gerçekleştirdiğini ispat etmesi gerekir. Kuşkusuz, koşulları yerinde ise davada dayanılan tapu kaydından zilyetlik belgesi olarak yararlanma olanağı olacaktır.
Ne var ki; dosya kapsamından yukarıda söylendiği üzere yöredeki kadastro çalışmalarının 1988 yılında yapıldığı, bu çalışmalar sırasında davacının dava dilekçesinde kabul ettiği üzere taşınmazın taşlık niteliği ile kadastro harici bırakıldığı eldeki bu davanın 12.03.2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bir taşınmazın kadastro çalışmalarında kadastro dışı bırakılması işlemi o taşınmazın kadastronun yapıldığı tarihte zilyetlikle elverişli bir yer olmadığı anlamını taşır. Aynı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımıyla kazanılabilmesi için kadastro dışı bırakma tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık çekişmesiz aralıksız, malik gibi zilyetliğin gerçekleşmesi ve somut olayda olduğu gibi taşlık bir yerin iktisabı için imar ihya olgusunun varlığının Kadastro Kanununun 17. maddesi hükmüne göre ayrıca ispat edilmesi gerekir. Eldeki dava, kadastro dışı bırakma işleminden sonra 20 yıllık kazandırıcı süre geçmeden açıldığından olayda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği olgusu yoktur. Bundan dolayı da, imar ihya yoluyla kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının ayrıca araştırılması gerekmez.
Bu saptamalara göre davanın reddi gerekirken istek yazılı olduğu şekilde hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 02.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.