Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/4371 E. 2009/5403 K. 30.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4371
KARAR NO : 2009/5403
KARAR TARİHİ : 30.04.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.09.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.04.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 44 ve 192 parsel sayılı taşınmazlarının yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemişlerdir.
Davalılar, 195 ve 46 sayılı parsel malikleri davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davayı kabul etmişlerdir
Mahkemece, 44 ve 192 sayılı parseller yararına 192, 193 ve 46 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasına, ayrıca, Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce 46 sayılı parsel yararına geçit kurulan dava dışı 51 parsel sayılı taşınmaz malikleri yararına yararlanma bedeli ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı 46 sayılı parselin paydaşlarından … … vekili geçitin fiilen olanaklı bulunmadığı, geçit bedelinin düşük belirlendiği gerekçesiyle temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın
karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek … bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın … bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olayda, davacıların paydaşı bulunduğu 192 ve 44 parsel sayılı taşınmazların mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunduğu sabittir. Mahkemece, 192 ve 44 parseller yararına, hükme esas alınan 01.03.2005 tarihli bilirkişi raporunun eki krokide ikinci seçenek olarak gösterilen … renk ile … kısımdan 192, 193 ve 46 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine geçit hakkı kurulmuştur. Kurulan geçit ile, mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunan 44 ve 192 parsel sayılı taşınmazlar dava dışı 51 parsel sayılı taşınmaza bağlanmış, bu parselin kuzey batı kesimde yer … yola bağlantısı sağlanmamıştır. Davalının temyiz dilekçesine ekli DSİ Genel Müdürlüğünün 03.06.2006 tarihli yazısı ekindeki paftadan, 46 parsel sayılı taşınmazın güney sınırında dava dışı DSİ’ye ait sulama kanalının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durum hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtilmiştir. Görülüyor ki, kesintisiz ve yola bağlantısı bulunmayacak biçimde ucu açık olarak geçit kurulmuştur. Ana yola erişimi olmayan bir geçitin yola ihtiyacı olan taşınmazın bu ihtiyacını giderdiğinden söz edilemeyeceği gibi, geçidin kesintisiz olarak genel yola bağlantısı bulunacak biçimde kurulması gerekir. Ayrıca DSİ Genel Müdürlüğü davada yer almadığı gibi, sulama kanalının kurulan geçite engel oluşturup oluşturmayacağı da karar yerinde tartışılmamıştır. Bu seçenekten geçit kurma olanağı
bulunmadığı takdirde diğer seçenekler değerlendirilerek bu güzergahtaki parsel malikleri hakkında usulünce dava açılıp eldeki dava ile birleştirilmeli, en uygun seçenek üzerinden geçit hakkı tesis edilmelidir.
Diğer taraftan geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda aleyhine geçit kurulan taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Eldeki davada, aleyhine geçit kurulan 192 parsel sayılı taşınmaz maliklerinin tamamı ve geçitin kesintisiz olarak kurulabilmesi için 51 sayılı parsel maliklerinin davaya katılmamaları doğru görülmemiştir.
Ayrıca, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda geçit bedelinin hangi esaslar gözetilerek belirlendiği anlaşılamamaktadır. Mahkemece, uzman bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif yapılarak emsal rayiç bedeller de gözetilerek hüküm tarihine yakın bir bedel belirlenmelidir.
Bütün bunlar yanında, geçit ihtiyacı içinde bulunan 44 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı getirtilerek davacıların aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı da denetlenmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve araştırma ile istemin hüküm altına alınması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.