YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4494
KARAR NO : 2009/5495
KARAR TARİHİ : 30.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 24.08.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; açılan davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine dair verilen 28.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, davacıların maliki oldukları 470 parsel sayılı taşınmazın, … Belediyesi ile … Büyükşehir Belediyesinin birlikte yaptıkları 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planları ile sanayi alanında kaldığını, parsellerinin komşusu olan ana arter niteliğindeki karayolundan geçişin yapılmasının şehircilik ve planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı, bu gibi taşınmazlara araç girişinin karayolu yerine alt kademedeki bir yoldan yapılmasının daha doğru ve uygun olduğu karayolları Bölge Müdürlüğü tarafından bildirilmiş olduğundan sanayi alanında kalan 470 parsel sayılı taşınmazın … yollarla bağlantısının kurulabilmesi için en uygun komşu parsel olan davalı şirkete ait bulunan 2378 parselden geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı şirket vekili, davacılara ait 470 parsel sayılı taşınmazın genel yola cephesi bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, açılan davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-19.10.2004 tarihinde onandığı anlaşılan imar planı halen hükmünü sürdürür nitelikte bulunduğundan ve idari yargıda bu planın iptali için açılan dava sonucunda planın iptaline karar verilmesi halinde oluşacak duruma göre geçit için ayrı bir davanın açılma imkanının mevcut bulunmasına göre aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar vermek germiştir.
2-Mahkemece imarda değişiklik yapan 19.10.2004 tarihli plana göre davacı parselinin doğrudan kent meydanına açılımı sağlandığından davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin tespit ettiği bu olgu 19.10.2004 tarihinde onandığı anlaşılan imar planından önceki duruma göre davacı taşınmazının genel yola ulaşımını sağlayan fiili bir durumunun mevcut bulunmadığının tespiti anlamına da gelir. Nitekim … bilirkişisi raporu da fiili durumun bu şekilde sonuç doğurduğunu açıklamıştır. Açıklanan bu nedenler karşısında davanın açıldığı tarihte hukuka uygun bir istem mevcut olduğundan sonradan değişen durum ile yola açık hale gelen sınır nedeniyle “konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” dair hüküm kurulması yerine “ispat edilemeyen davanın” reddine biçiminde hüküm oluşturulması doğru değildir.
3-Yukarıdaki paragrafta açıklanan nedenle hüküm fıkrasında davada haksız çıkana yükletilecek olan yargılama giderleri de kendiliğinden ortadan kalkacağından hüküm fıkrasında davacı vekili yararına oluşacak olan ücreti vekalet de yasaya aykırı hale gelecektir. Davacı temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3.bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.