YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4768
KARAR NO : 2009/5552
KARAR TARİHİ : 04.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.02.2008 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 535 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi … ile birlikte satın alındığını, fakat yurtdışında olduğundan ve davalıların murisine olan güveninden dolayı taşınmazın tamamının … adına tescil ettirdiğini, davalılar murisinin ölümünden sonra davalıların Arsa Payı Devri Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile taşınmazın ifrazı sonucu oluşan 1393 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar üzerine yapılan binada davalılara düşen tüm dairelerden kendisine yarı pay verilmesi gerekirken bir daireden verildiğinden diğer dairelerin ½ payının davalılar adına olan kaydının iptali ile adına tescilini, tescil kararı verilmezse davalılar murisine ödediği 30.000,00. YTL’nin tazminini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme
yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan belge olmalıdır. Böyle bir belgenin bulunmaması halinde en azından olayın tamamının ispatına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek ve karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin söz konusu olması halinde, inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir.
Bunların hiçbirinin olmaması durumunda, davacı taraf delilleri arasında yemine de dayanmışsa, mahkemece davalıya yemin tebliğine hakkı olduğu hatırlatılması gerekir.
Eldeki davada; tapu iptali tescil istemi yönünden, davacı inanç sözleşmesini yazılı delil ya da karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile kanıtlayamamıştır. Ancak; davacı taraf hem dava dilekçesi hem de delil listesi ile yemin deliline dayandığından, mahkemece davacıya, davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılıp bu hakkını kullanıp kullanmayacağı sorularak HUMK.nun 337 ve müteakip maddeleri gereğince işlem yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 04.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.