YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5001
KARAR NO : 2009/5790
KARAR TARİHİ : 08.05.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.05.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 49 parsel sayılı taşınmazına komşu parsel maliki davalının taşınmazında bulunan ceviz ağaçlarının dallarının gölge yaptığını, ağaç köklerinin taşınmazdaki tasarruflarına engel olduğunu, ayrıca davalıya ait su ve kanalizasyon borularının taşınmazından geçtiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesini, boruların kaldırılması ile ağaçların kesilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesine, su ve kanalizasyon borularının kaldırılmasına, davacı taşınmazında zarar oluşturmadığı gerekçesi ile ağaçların kesilmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili ve davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, çaplı taşınmaza mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 683. maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının yasal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde yer alan 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Bu madde ile de mülkiyetin aşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Mülk sahibi bu hakkını kendisi kullanabileceği gibi bu zararın mahkeme aracılığıyla da giderilmesini isteyebilir.
Somut olayda, davacı maliki olduğu 49 parsel sayılı taşınmaza geçerek gölge yapan ve tasarrufuna engel oluşturan davalıya ait taşınmazdaki ceviz ağacının dal ve köklerinin kesilmesini istemiştir. Hükme esas alınan 03.09.2008 ve 27.10.2008 günlü bilirkişi raporlarında, davalı taşınmazında sınıra sıfır noktasında dikili ceviz ağaçlarının dallarının davacı taşınmazına 3-5 metre arasında tecavüzlü olduğu, ayrıca ağaç köklerinin de taşınmaza geçtiği, davacıya ait taşınmaz boş arsa niteliğinde bulunduğundan zarar oluşturmadığı belirtilmiştir. Davacı taşınmazı boş arsa niteliğinde bulunduğundan taşkın ağaçların gölge yaparak veya verim kaybına neden olarak taşınmazda zarar oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, taşkın durumdaki ağaç kökleri ile dalları nedeniyle davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığı sunulan raporla kanıtlanmıştır. Mahkemece, kanıtlanan bu olgu nedeniyle davalı taşınmazındaki davacı taşınmazına taşkın ağaç kökleri ile dallarının kesilmesine karar verilecek yerde, zarar oluşmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmesi doğru bulunmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 08.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.