YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5176
KARAR NO : 2009/5989
KARAR TARİHİ : 12.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.03.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen 06.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, biçimine uygun düzenlenen noter satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, … … hissesi yönünden davanın kabulüne, … İnce hissesi yönünden ise zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili kararı temyiz etmiştir.
Dava ehliyeti davada taraf olma ehliyetidir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda taraf ehliyeti tanımlanmamış, 38. maddeyle Türk Medeni Kanununa yollamada bulunmakla yetinilmiştir. Türk Medeni Kanunu ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde, gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği belirtilmiştir. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Türk Medeni Kanunu gerekse Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş, ölen kişiler hakkında açılacak davalar yasalarımızda yer almamıştır. Nitekim 04.05.1978 tarihli ve 1978/4-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş kimsenin mirasçılarına halefiyet kuralı uygulanamayacağından davaya dahil edilmek veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, bu doğrultudaki içtihatlar kararlılık kazanmıştır.
Eldeki dava; temyiz aşamasında, bir kısım davalılar mirasçısı … İnce’nin dosyaya sunulan … Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.09.1984 tarihli, 1984/301 – 538 esas ve karar sayılı veraset ilamına göre 07.02.1984 tarihinde öldüğü ve bir kısım davalılar mirasçısı … …’ın ise dosyaya sunulan … Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.11.2003 tarihli, 2003/984 – 1102 esas ve karar sayılı veraset ilamına göre 19.02.1989 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. … İnce ve … … aleyhlerine ise 20.03.2003 tarihinde dava açılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere 04.05.1978 tarih 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince ölü kişi aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekirken usulsüz tebligatlar ile duruşma davetiyesi ve hüküm tebliğleri yapılarak kararın kesinleştirilmesi davalının mirasçısını bağlamaz. Bir bakıma bu karar yok hükmündedir. Davanın açıklanan nedenlerle reddi yerine kabulü doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.