YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5269
KARAR NO : 2009/6857
KARAR TARİHİ : 02.06.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 04.03.2008 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı 2259 parsel sayılı taşınmaz maliki olduğunu bu parsel üzerindeki binasının davalı komşusuna bakan cephesinde mevcut pencereleri kapatacak şekilde davalının duvar ördüğünü, bu duvar sebebiyle ihtiyacı olan güneş ışığını alamadığını ortaya çıkan muarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının İmar Yönetmeliğine göre pencere açma hakkı bulunmadığından söz edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz
taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek … ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince; bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokiden davacının 2259 parseli üzerinde bir binası bulunduğu, binanın davalının 2874 sayılı parseline komşu bölümünde pencereleri olduğu, bu cepheye davalının 2.70 metre yüksekliğinde duvar ördüğü, örülen duvarın 85 cm. yüksekliğe kadar davacıya ait pencereleri kapattığı, pencerelerden ışık girmesini engellediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla eldeki davada zarar unsuru gerçekleşmiştir. Yukarıda sözü edildiği üzere zarar unsuru gerçekleştiğinden zararlı davranışın giderim şekli ve davalının yükümlülüklerini belirleme gereği hakime düşer. Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak zararın giderilme yöntemi saptanmalı, buna uygun hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bütün bu anlatılanlar bir yana bırakılarak idari yaptırımları ilgilendirir mevzuattan söz edilmek suretiyle davanın yazılı gerekçeyle reddi doğru olmamıştır.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.