YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/567
KARAR NO : 2009/5333
KARAR TARİHİ : 28.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.01.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, Hazineye ait 897 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 317 metrekarelik kesiminin 2981 sayılı İmar Affı Kanunu uyarınca 16.02.1985 tarihinde hak sahibi … …’ye tahsis edildiğini, …’ın hakkını 03.04.1997 tarihinde …’ye, onunda 19.08.2002 tarihinde noterde düzenlenen satış sözleşmeleri ile kendisine temlik ettiğini, taşınmazın bulunduğu yerde ıslah- imar uygulaması yapılarak tahsis edilen yerin 1489 ada 8 parsel numarasını aldığı ve tamamının davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı, davacının bayii …’a yapılan tahsisin geçersiz olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 1489 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 26571/60100 payın davacı adına tesciline, bakiye 33529/60100 payın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosya içinde bulunan kayıt ve belgelerden Hazineye ait 897 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 317 metrekarelik kesiminin 16.02.1985 tarihinde davacının bayii … …’ye, 400 metrekarelik kesiminin ise 08.01.1985 tarihinde davalı …’ye 2981 sayılı İmar Affı Kanunu uyarıca tahsis edildiği,
taşınmazın bulunduğu yerde ıslah- imar uygulaması yapıldığı ve tahsis edilen yerlerin 601 metrekare yüzölçümlü 1489 ada 8 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı, taşınmazın Hazine tarafından Belediyeye devredildikten sonra tamamının 21.04.2006 tarihinde tahsis nedenine dayalı olarak davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
2981 sayılı İmar Affı Kanununun 9/b-son maddesi uyarınca, arsa tahsis edilecek kişilere 400 metrekareden fazla arazi için tahsis işlemi yapılamaz. Bu gibi fazlalıklar öncelikle ıslah imar planına göre değerlendirilir. Bu nedenle, ıslah-imar uygulaması sonucu oluşan 1489 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 400 metrekarenin üzerindeki kesimin davacının bayiine yapılan tahsis nedeniyle bırakıldığının kabulü gerekir.
Uygulamada kısaca, İmar Affı Kanunu olarak bilinen 2981 sayılı yasanın 1. maddesi hükmüne göre kanunun amacı; imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek ve bu işlemlere dair müracaat, tespit, değerlendirme, uygulama ve duyuru esaslarını ve ilgili diğer hususları belirlemektir.
Görülüyor ki; kanun imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki yapı maliklerini hedeflemiştir. Başka bir anlatımla, kanunda yazılanlar dışındaki kişilerin İmar Affı Kanununa dayanarak istemde bulunma olanakları yoktur. Ne var ki, 3290 sayılı Kanun İle Bazı Maddeleri Değiştirilen Ve Bazı Maddeler Eklenen 2981 sayılı Kanunun Uygulamasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesi, kanun kapsamında kalan kişilere yapılan tahsisin bunlar tarafından üçüncü kişilere temlikine imkan sağlamıştır. Ancak bu gibi durumlarda da tahsis sahiplerinden devralan kişilerin 2981 sayılı Kanundan yararlanıp yararlanamayacağı hususunun araştırılması gerekir. 2981 sayılı Kanunun 13/a hükmüne göre, arsa tahsis edilecek kimselerin kendisinin veya eşinin veya … olmayan çocuğunun oturduğu belediye ve mücavir … sınırları içinde ev yapmaya müsait arsaya veya bir eve veya apartmanın bağımsız bir bölümüne veya bir bölümü işyeri olarak kullanılan bir yapıya sahip bulunmaması zorunludur.
Somut olayda; mahkemece yapılan bu saptama üzerinde durulmadan, davanın eksik inceleme ve araştırmayla hükme bağlanmış olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, imar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parsellerden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, belirlenmesi kesilmiş ise bu oranın tahsis edilen miktardan düşüldükten sonra tescile karar verilmesi gerekir iken, bu yönde bir araştırma yapılmadan tahsis miktarlarının
taşınmazın tamamına oranlanması suretiyle bulunan payın tesciline karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; davalı … Bozdan’ın davada pasif dava ehliyetinin bulunmadığı gözetilmeden aleyhine açılan davanın kabulü doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 28.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.