Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/569 E. 2009/1895 K. 13.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/569
KARAR NO : 2009/1895
KARAR TARİHİ : 13.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.08.2001 ve 19.11.2001 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada ise elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen 25.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, inanç ilişkisine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Birleşen davada mülkiyet hakkına dayanılarak elatmanın önlenmesi istenmiştir.
Mahkemece, inanç ilişkisine dayalı davanın reddine, birleşen elatmanın önlenmesi istemine dair davanın ise hapis hakkı tanınarak kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalı ve davacı …’ın bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davacı ve davalı … ile …’nın temyiz itirazlarına gelince;
Davada dayanılan 10.03.1971 günlü “gayrimenkul ortak bina senedi” başlıklı belgede tarafların üzerinde çekişme yarattığı taşınmazı birlikte satın aldıkları, taşınmazın doğusunun davalı-davacı …’a, batısının ise davacı ve davalıların miras bırakanı …’e ait olacağının kararlaştırıldığı, tapusunun belediye tarafından verilmesinden sonra ikiye ifrazen müstakil tapu tanzim edileceğinin yazıldığı görülmektedir. Davalı ve davacı … yargılamanın başlangıçtaki aşamalarında senet metni ve imzasına itiraz yöneltmemiştir. İlerideki aşamalarda imzaya yaptığı itiraz ise
savunma hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olup dürüst davranma kuralına uygun düşmez. Kaldı ki dinlenen tanıklar senedin düzenlenmesini takiben sonradan 9342 parsel sayısını alan ve davacı ve davalı …’a dava dışı belediyenin sattığı taşınmaz üzerine hem …, hem de … tarafından ev yapıldığını, yapılan bu evlerin tarafların zilyetliğinde olduğunu, halen de onlar tarafından kullanıldığını ifade etmiştir. Fiili duruma ilişkin bu anlatımlar da senet metnini doğrulamaktadır.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir. İnanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. Görülüyor ki asıl davadaki istemin dayanağı mahkemenin kabul ettiğinin aksine temliken tescil değil, inanç sözleşmesidir. … mirasçılarının bu sözleşmeye dayanarak 9342 parselde inanç ilişkisinden kaynaklanan haklarının bulunduğu kabul edilmelidir. … mirasçıları 9342 parsele haksız değil, inanç sözleşmesi nedeniyle elattıklarından birleşen elatmanın önlenmesi davasının reddi gerekir. Diğer taraftan 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi uyarınca taşınmazın ne ifraz suretiyle ve ne de hisseye ayrılarak … mirasçıları adına tescil olanağı bulunmadığı saptandığından inanç ilişkisine dayalı mülkiyet aktarımı isteğinin de kabulüne olanak yoktur.
Yapılan bu saptamalar bir yana bırakılarak mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu asıl ve birleşen davalar hakkında yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle …’ın bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün 2. bent uyarınca davacı ve davalılar … ve … yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının … ve …’ye istek halinde iadesine, 13.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.