Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/5761 E. 2009/6217 K. 25.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5761
KARAR NO : 2009/6217
KARAR TARİHİ : 25.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 01.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin silinmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne davacılara ait hisseler üzerinden vakıf şerhinin silinmesine dair verilen 23.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili 01.11.2007 tarihli dilekçesi ile 265 sayılı parsel 91600 m2 tarla cinsli taşınmazın tapu kaydı üzerine konulan vakıf şerhinin terkinini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu parselin tapulama tutanağının 4.12.1957 tarihinde vakıf şerhi bulunmadan kesinleştiği 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 31.08.1993 tarihinde 3037 sayılı … idaresinin yazısı ile tapuya işlendiği, ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 1027. maddesi hükmünce tarafların yazılı rızaları olmadan mahkeme kararı bulunmadan tapuya işlendiği nedenleri ile davanın kabulüne, 265 sayılı parselde davacılara ait hisseler üzerinde bulunan “Alicenap Başkatin Vakfı şerhinin” silinmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
5737 Sayılı … Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Yasanın geçici 5.maddesi hükmüne göre vakıf şerhleri ile ilgili devam etmekte olan davalarda diğer kanunlarda yer alan zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümlerin bu kanun açısından uygulanmayacağı kuralı getirildiğinden burada 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3.maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin dolayısı ile 02.04.2004 tarih ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının uygulanma olanağı yoktur.
Yukarıda sözü edilen ve 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 Sayılı … Kanununun 18.maddesi hükmünce; miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar dışındaki icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabidir. Yasanın 3.maddesinde yapılan tanıma göre de, Mukataalı vakıf: zemini vakfa üzerindeki … ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise; değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder. Hal böyle olunca somut uyuşmazlığının çözümü için, kayda işlenen “Sultan Selim Vakfı”nın mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir. Ancak;
265 sayılı parselin tapulama tutanağının vakıf şerhi işlenmeden kesinleştiği davalı … idaresinin 31.08.1993 tarihli ve 3037 sayılı yazısı ile tapu kaydına ilgililerin rızaları dışında mahkeme hükmü olmaksızın tek taraflı idari işlem ile vakıf şerhi tapuya yazılmıştır. Bu nedenle 265 sayılı parselin kaydına işlenen vakıf şerhi Türk Medeni Kanununun 1027.maddesindeki yönteme uygun düşmediğinden, şerhin açıklanan bu olgu gözetilmek suretiyle kaldırılmasında yasaya aykırılık yoktur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı idarenin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, 5737 sayılı … Kanununun 77. maddesi uyarınca … her türlü harçtan muaf olduğundan yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.