YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5764
KARAR NO : 2009/6515
KARAR TARİHİ : 28.05.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.11.2006 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine dayanılarak açılmış itirazın iptali ve icra inkar tazminatı ödetilmesi istemlerine ilişkindir.
Davalı, davacı tarafından yapılmış bir ödeme bulunmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı şirketin yaptığı icra takibinin dayanağını taraflar arasındaki 7.10.1999 günlü Rödovans sözleşmesidir. Bu sözleşmenin 7. maddesi hükmü “Rödovanscı, işletme devresinde SSK, maliye, belediye, çalışma müdürlükleri tarafından salınan pirim, vergi, rüsum, harç, devlet hakkı, fonlar ve idari para cezaları, gecikmeden kaynaklanan zamları süresinde ilgili makamlara yatırmak mecburiyetinde olup bu ödeme makbuzlarından bir suretini tasdik ederek ruhsat sahibine vermek zorundadır. Borçlarını süresi içinde ödemediği taktirde ruhsat sahibi çıkan kömüre ve rödovanscı mallarına el koyma hakkına sahiptir” şeklindedir. İcra takibi, 2006 yılında ödenmesi gereken “ devlet hakkı” borcunun yukarıdaki madde uyarınca davalı tarafından Hazineye ödenmediğinden yapılmıştır.
Kural olarak, Borçlar Kanununun 101. maddesi hükmü uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ya alacaklının ihtarıyla ya da taraflarca
ortaklaşa kararlaştırılan bir ödeme gününün mevcut olması halinde mütemerrit olur. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 7. maddesinde devlet hakkının rödovanscı davalı tarafından ilgili makama yatırılıp ödeme makbuzunun bir suretini ruhsat sahibi davacıya vermesi öngörülmüştür. 5177 sayılı Yasa ile değişik 3213 sayılı Maden Kanununun 14.maddesi ise, “devlet hakkının her yılın Haziran ayının son günü mesai bitimine kadar ruhsat sahibi tarafından yatırılır” şeklinde düzenlenmiştir. Taraflar arasında 2006 yılı için ödenmesi gereken devlet hakkının ödenmediği hususunda ihtilaf yoktur.
Somut olayda; 7.10.1999 günlü sözleşme ile devlet hakkının davalı rödovanscı tarafından ilgili makama yatırılarak ödeme makbuzlarından bir suretini tasdik ederek ruhsat sahibine vereceği kararlaştırıldığı halde, davalı rödovanscı 2006 yılı devlet hakkı bedelini Maden Kanununun14. maddesinde belirlenen süre içinde ilgili makama yatırmamıştır. Takibe konu alacağın ödeme tarihi ve ödemenin kimin tarafından yapılacağı taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile belirlendiğinden davalının Borçlar Kanununun 101 maddesi uyarınca mütemerrit olduğunun kabulü gerekir.
Tüm bu açıklamaların ışığı altında istemin hüküm altına alınması gerekirken devlet hakkının davacı tarafından ilgili makama ödenmediği, ödenmeyen bir bedelin de istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 28.05.2009 tarihinde oy birliği ile karar verildi.