Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/594 E. 2009/1307 K. 05.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/594
KARAR NO : 2009/1307
KARAR TARİHİ : 05.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.10.2001 gününde verilen dilekçe ile tespit ve tapuda kayıt tashihi istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, dava konusu taşınmazlarda paydaş “… … oğlu … hemşirezadesi …’in” miras bırakanları “İbiş oğlu …’tan olma 1320 doğumlu …” ile aynı kişi olduğunun tespiti ile tapu kayıtlarının buna göre düzeltilmesini istemişlerdir.
Mahkemenin davanın kabulüne dair ilk hüküm Dairemizce özetle “… sair temyiz itirazlarının reddi ile tapu kütüğünde yazılması mümkün olmayan anne adı ve doğum tarihinin tapu kütüğüne yazılması, yasal hasım olan tapu sicil müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu tutulması, 1045 parsel sayılı taşınmazda davacılar miras bırakanının payı olmadığı halde bu parsel yönünden de istemin kabulünün doğru olmadığı…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamalar neticesinde, tespitle ilgili karar kesinleşmiş olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 1045 parselle ilgili talep ile tapu kaydına anne adı ve doğum tarihinin yazılması isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen
hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. (Hukuk Genel Kurulunun 10.09.1991 tarihli ve 281-415 ve 25.09.1991 tarihli ve 355-440 sayılı kararları)
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden, “ tespitle ilgili hükmün kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 05.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.