Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/6017 E. 2009/7120 K. 08.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6017
KARAR NO : 2009/7120
KARAR TARİHİ : 08.06.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.06.2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 110,128 ve 154 parsellerin tapu kaydında malik hanesinin nüfus kaydına uyumlu hale getirilmesini talep etmiş, mahkeme istemin reddine karar vermiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Mahkeme tarafından yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece yaptırılan zabıta araştırmasında dava konusu 128 parselin tapu kaydında malik olarak gözüken … oğlu Şahabettin Yılmaz isimli kişinin bulunduğu bildirilmiş olmasına rağmen adı geçen şahsın nüfusta kayıtlı olup olmadığı araştırılmamıştır.Ayrıca kaydında düzeltme talep edilen 110 parselin tapulama tutanaklarında bir kısım şahıslar arasında yapılan alım satım işlemi ve sonucunda aralarında yaptıkları rızai taksimle bu taşınmazın kayıt maliki adına tespitinin yapıldığı belirtilmiş olmasına rağmen bu kişiler ve tespit bilirkişileri de dinlenmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken; … oğlu Şahabettin Yılmaz’ın nüfusa kayıtlı bulunup bulunmadığı nüfus müdürlüğünden sorulmalı, aynı kimlik
bilgisine sahip kişi var ise bu kişi veya varsa mirasçıları, tapulama tutanağı bilirkişileri ve tutanak içeriğinde satıcı alıcı olarak isimleri geçen şahıslar ile taşınmazı ve maliklerini iyi bilen mahalli bilirkişi ve tanıklar dinlenerek yukarıda belirtilen ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapılıp tüm deliller toplandıktan sonra gerekirse taşınmazlar başında keşif yapılarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir iken davacı murisinin nüfus kayıtları ile tapulama tutanağı içerisindeki açıklamalar arasında irtibatı sağlayacak inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 08.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.