YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6155
KARAR NO : 2009/6826
KARAR TARİHİ : 01.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.06.2006 ve 28.02.2006 gününde verilen dilekçeler ile düzenleme gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.05.2007-13.11.2008 günlü hükümlerin Yargıtayca incelenmesi davalılar …, …, ve … vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleştirilen dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ve muvazaa iddialarına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı şirket, satış vaadi sözleşmesinin iptali için dava açtıklarını, satış vaadine konu bağımsız bölümler için davacı tarafından bedel ödenmediğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan …, davacının diğer davalı şirketin ortağı olduğunu, sözleşmenin muvazaalı düzenlendiğini, kazanılan mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağını, davanın reddini savunmuş, davalı …, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalılar ve birleşen davanın davalısı … temyiz etmiştir.
Birleşen davanın davalısı …’a dava dilekçesi ve duruşma gün ve saati “AKP İlçe Başkanlığı-…” adresine çıkartılmış, ancak bu adrese tebligat yapılamamış, evraklar tebliği yapacak merciin saptadığı adrese gönderilmiştir. Hüküm de, aynı adrese gönderilerek tebliğ edilmiştir. Birleşen davada da, davalı …’a tapuda yapılan 28.02.2003 günlü satış işleminin muvazaalı olduğu ileri sürülmüştür. Başka bir deyişle, davalı … tapuda bir işlem yaparak taşınmaz satın alan kişidir. 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35.maddesi hükmüne göre daha önce tebligat yapılmamış olsa bi
taraflar arasında yapılan imzası resmi merciiler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler sonradan değişmiş olsa bile mahkemeye bildirilmediği sürece tebliğin resmi memur önünde düzenlenen sözleşmedeki adrese yapılması gerekir. Kısaca bu yönteme uyulmadan davalı …’a yapılan tebligat yolsuzdur. Dolayısı ile hükmü Tebligat Kanununun 32.maddesi uyarınca muttali olduğu tarihte temyiz etmiş sayılması gerektiğinden, birleşen davanın davacısının temyize süresinde başvurmadığından bahisle isteminin reddine dair mahkemenin 13.11.2008 tarihli kararının kaldırılması ve bu davalının da temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.
Davalı şirket, davada dayanılan 08.01.2001 günlü sözleşmenin muvazaalı olduğunu, sözleşme bedelinin ödenmediğini, bunlardan ötürü 08.01.2001 günlü sözleşmenin feshi için dava açtığını ileri sürmüştür. Gerçekten, şirketin davacı olduğu satış vaadi alacaklısı aleyhine sözleşmenin feshi için açılan davanın aynı yer mahkemesinin 2003/946 esasında kayıtlı bulunduğu, hükmün temyiz edildiği, Yargıtay inceleme aşamasında olduğu anlaşılmaktadır.
Bu tür davalarda, sözleşmenin hüküm ve sonuç doğurmayacağı, savunma olarak davanın görüldüğü mahkemede ileri sürülebileceği gibi ayrı bir dava açılarak feshi de istenebilir. Her iki halde de ya savunmanın asıl davanın açıldığı mahkemede hadise olarak değerlendirilmesi veya ayrı bir dava açılmışsa o dava sonucunun beklenilmesi ya da davaların birleştirilerek görülmesi gerekir. Savunmanın ya da açılan davanın eldeki davayı etkileyeceği, eldeki dava sonucunu sözleşmenin fesih davası ile doğrudan ilişkisi bulunduğu kuşkusuzdur.
Somut uyuşmazlıkta, davada dayanılan sözleşmenin feshi için ayrı bir dava açıldığına göre, fesih davası hükümle sonuçlansa da Yargıtay inceleme aşamasında olan hükmün kesinleşmediği sabittir. O halde, anılan davanın kesinleşmesi beklenilmeli, oluşacak sonuç değerlendirilerek bir hüküm kurulmalıdır.
Değinilen yön üzerinde durulmadan istemin eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde kabulü doğru değildir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 01.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.