YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/626
KARAR NO : 2009/1503
KARAR TARİHİ : 09.02.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.12.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkiline ait 5251 parsel nunmaralı taşınmaz lehine davalılara ait 5250 ve 6848 parseller aleyhine mecra hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunun 744. maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca “Her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektirik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacının tapuda arsa nitelikli 5251 parselinin zeminde meyve bahçesi olarak kullanıldığı ve mutlak mecra ihtiyacı içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme davacı taşınmazının bu mutlak mecra ihtiyacını karşılamak zorundadır. 1 kadastro teknikeri, 1 inşaat mühendisi ve 1 ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti 24.3.2008 günlü rapor ve ekindeki krokide A-B-C ve D işaretli dört seçenek bulunduğunu, bunlardan en uygununun A ve D işaretli seçenekler olduğunu, B ve C işaretli güzergahlardan mecra hakkı kurulduğu takdirde güzergah üzerindeki çeşitli meyve ağaçlarının kesilmesi gerektiğini bildirmişlerdir.
Belediye fen memuru … … ise 11.6.2008 günlü raporunda; 5251 parselin eğimi gözönüne alındığında normal şartlarda 6848 parsel ile 5250 parsel arasında yapılacak yer altı ve yer üstü tesisinin kotunun kurtaracağını ve 5250 parselin batı sınırına döşenecek tesis ile 5251 parselin sulanabileceğini 5250 ve 5249 parsel arasında döşenecek tesisin kotu sulanacak parselin eğimi ile ters düştüğünden kurtarmayacağını açıklamıştır.
Kaldı ki, 5249 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tutanağından anlaşıldığına göre 5249, 5250 ve 5251 parsel sayılı taşınmazlar evvelce bir bütün halinde kullanılmakta iken sonradan ayrılmışlardır. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişi, imar uygulamasından önce …’e ait taşınmazın yani 5250 sayılı parselin yanından ark geçirilerek davacı taşınmazının sulanabildiğini beyan etmiştir. Bu durumda mahkemece en uygun güzergah görünen 5250 parselin B işaretli kısmından bedeli karşılığında mecra hakkı kurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 09.02.2009 tarihinde oybirilği ile karar verildi.