YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6509
KARAR NO : 2009/7525
KARAR TARİHİ : 15.06.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.05.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 953 parsel sayılı taşınmazı lehine, davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Medeni Kanununun 747. maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan keşifte bilirkişiler geçit hakkı tesis edilecek güzergahın bedelini belirlemişlerdir.
Mahkeme, verilen kesin süre içinde davacının geçit bedelini yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Süreler, kanun tarafından tespit edildiği gibi (kanuni süreler) hakim tarafından da tayin edilir.(HUMK m.159) Kanuni süreler, (örneğin cevap süresi, temyiz süresi gibi) kesindir ve hakim tarafından bu süreler kısaltılıp uzatılamaz. Ancak, hakimin tayin ettiği süreler kesin değildir. Yargılama hukukunda egemen olan ilkelerden usul ekonomisi ilkesi gereğince, hakim bir davayı, makul süre içinde ve en az giderle sonuçlandırmak zorunda olduğundan bazen taraflara yapacakları işlemlerin mahiyeti gereği kesin süre verebilir. (HUMK m.163/3)
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde
yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir … sayılmamalıdır. Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-Yapılması gereken … veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Somut olayda; 18.11.2008 günlü celsede bilirkişilerce tespit edilen toplam geçit bedelini ve eksik harcı mahkeme veznesine depo etmesi için davacı vekiline 20 günlük süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekilince geçit bedeli ve eksik harcın yatırılmaması üzerine 18.12.2008 günlü celsede geçit bedelini ve eksik harcı 10 günlük kesin süre içerisinde mahkeme veznesine depo etmesi için davacı asile tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davetiyede, bu süre içinde geçit bedelini ve eksik harcı yatırmadığı takdirde davasının reddedileceği ve kesin süreye uymamanın sonuçları hatırlatılmıştır. Davacı 10 günlük kesin süre geçtikten 1 gün sonra geçit bedelini ve eksik harcı mahkeme veznesine depo etmiştir.
Mahkemece, kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası duruşma gününe kadar yapılması gereken başka bir işlem bulunmaması ve davacının davayı uzatmak gibi bir amacının bulunmadığı ve geçit bedelinin ve eksik harcın da duruşma gününden önce depo edildiği göz önünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kanunun amacını aşacak bir şekilde kesin hükme uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazının yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 15.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.