Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/7669 E. 2009/8906 K. 13.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7669
KARAR NO : 2009/8906
KARAR TARİHİ : 13.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.12.2006 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki kaydın terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra eksiğe gönderilen dosya yeniden gelmekle dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu taşınmazların beyanlar sütununda 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununun 11. maddesi uyarınca yazılan belirtmelerin terkinini talep etmiştir.
Davalı, satış şartlarına uygun alt yapı ve tesislerinin yapılmadığını, ayrıca dava konusu taşınmazlarla ilgili 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/140 Esas sayılı dosyasında kamulaştırmasız el koyma bedelinin tazmini davası bulunduğunu, tüm bu nedenlerle terkin koşullarının oluşmadığını savunmuştur.
Mahkemece, projeye uygun yapılaşmanın tamamlandığı ve iskan ruhsatlarının alındığı tespit edilen taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, inşaat yapımı devam eden taşınmazlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununun 11. maddesi uyarınca tapuya yazılan belirtmenin terkini isteğine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 1012. ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ila 64. maddelerinde yedi bölüm olarak düzenlenen “beyanlar” gerek tescillerden, gerekse şerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kural olarak ne bir ayni hak ihdas eder ne de şahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir.
“Beyanlar” başlıklı 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi; “Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır” şeklindedir.
Yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca genellikle tapu kütüğüne yazılarak alenileştirilmesinde fayda umulan hukuki ilişki ve fiili durum şeklinde tarif edilen her beyanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilebilme olanağı yoktur. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyanda” bulunulabilmesi için ya Türk Medeni Kanununda bir hüküm olması veya özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmesi yahut Tapu Sicil Tüzüğünde bir düzenleme yapılmış olması gerekir.
Beyanlara ilişkin bu kısa açıklamadan sonra somut olaya döndüğümüzde, dava konusu taşınmazlar kaydına da 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununun 11. maddesi uyarınca yasal dayanağı bulunan belirtme yazılmıştır. Gerçekten de, anılan madde ile “Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü, sattığı veya devrettiği arsa ve arazinin amacına uygun kullanılabilmesi için tapu kayıtlarına, satış şartlarına uygun alt yapı, yapı veya tesis yapılmadıkça üçüncü kişilere satış, devir, temlik yapılamayacağı ve haciz edilemeyeceği hususunda şerhler koydurmaya ve / veya bu amaca yönelik sözleşmeler yapmaya yetkilidir. Bu maddenin uygulanması ilişkin esaslar yönetmelikte belirlenir” hükmü getirilmiştir. Yönetmelikte ise kayda işlenen belirtmenin terkinine ilişkin esaslar 7. maddede düzenlenmiş, madde kapsamında projeye uygun yapılanmanın yanı sıra son fıkrasında da “yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda şerhin kaldırılabilmesi için taşınmazın satışından dolayı idareye borcun ve dava durumunun bulunmaması gereklidir” koşulu da getirilmiştir. Yasa ve yönetmelik hükmünde şerh kavramı kullanılmış ise de, yasanın getirdiği kısıtlamalar tapu kaydının beyanlar sütununda gösterilebilecek hususlardan bulunduğundan şerh kavramını hukuki anlamda belirtme olarak anlamak gerekir. Taşınmazların tapu kaydı incelendiğinde de beyanlar sütununda “1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununun 11. maddesi ve Yönetmeliğin 58. maddesi uyarınca Arsa Ofisi Genel
Müdürlüğünün sattığı arsaları alanlar en geç 5 yıl içinde tasdikli imar planı uyarınca inşaat yapmak zorundadırlar. 5 yıl içinde tasdikli imar planına uygun inşaat yapılmadıkça satılamaz, devredilemez veya haczedilemez” şeklinde kayıt mevcuttur.
Mahkemece yapılan keşifte belirtmenin terkin edildiği taşınmazlar üzerindeki inşaatların projesine uygun yapıldıkları hususu sabittir. Ancak, dava konusu taşınmazların geldisi 2497 parselin 12/48 pay sahipleri kamulaştırma işleminden haberlerinin olmadığından bahisle davalı idareye karşı kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan tazminat davası açtıkları ve bu davanın Asliye 2.Hukuk Mahkemesinin 2006/140 sayılı dosyasında derdest olduğu anlaşılmıştır. Bu davada, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, Yargıtay 5.Hukuk Dairesince kararın bozulmasından sonra dosya karar düzeltme aşamasında olup halen derdesttir. Yukarıda değinilen belirtmenin terkini koşullarını gösteren yönetmeliğin 7. maddesi hükmü uyarınca davalı kurum aleyhine açılan bu davanın derdest olması nedeniyle terkin koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Mahkemece bu yön de gözetilerek davanın tümden reddi gerekirken kısmen reddi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 13.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.