YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/77
KARAR NO : 2009/1176
KARAR TARİHİ : 03.02.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.3.2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 2.7.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu 168 Ada 23 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunu, tapu kaydında “…” olarak yazılı ismin “… kızı …” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak
şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu taşınmaz tapu kaydının hükmen 9.10.2006 tarihinde tescil edildiği görülmüştür. Dosya içerisinde mevcut Menderes Kadastro Mahkemesinin 1997/378 E -2004/12 K sayılı ilamda taşınmazın …mirasçısı … adına tesciline karar verilmiştir.
Davacı ise; evlatlık olarak gittiği hanede soy isminin Kaya olduğunu, ancak evlenmekle Kutlu soyadını aldığını bu nedenle soyadının Kutlu olarak düzeltilmesini, … olan baba adının da eklenmesini istemiştir. Davacının nüfus kayıtları incelendiğinde; … tarafından evlat edinildiği anlaşılmaktadır. Ancak tescile esas ilamdaki …mirasçısı … ile davacı arasındaki bağlantı mevcut delillerle ispatlanamamıştır.
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılarak tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 3.2.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.