Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/7909 E. 2009/12756 K. 12.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7909
KARAR NO : 2009/12756
KARAR TARİHİ : 12.11.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.12.2008 gününde verilen dilekçe ile yetki belgesi verilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_

Davacı, davalının sahibi olduğu maden sahası işletme hakkını 12.03.2008 tarihli sözleşmeyle kiraladığını, sözleşmenin 14. maddesi uyarınca davalının o maddede yazılı iş ve işlemleri yürütebilmek için şirkete vekaletname vermesi gerektiğini, 01.05.2008 tarihinde vekaletname verilmiş olmasına rağmen 28.08.2008 tarihinde vekaletten azledildiğini sözleşmedeki vekaletname olmadıkça yapılması gereken işlemlerin yapılamadığını, bu konuda şirkete yetki verilmesini istemiştir.
Davalı, derdestlik itirazında bulunmuş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, vekaletten azlin veya istifanın her zaman olanaklı bulunması gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten taraflar arasında imza ve içeriği çekişme konusu yapılmayan 12.03.2008 tarihli maden işletme ruhsatının kiralanmasına dair rödevans sözleşmesi bulunmaktadır. Bu sözleşmenin “Özel Maddeler” başlıklı 14. maddesi hükmü ise aynen “Ruhsat sahibi işletmeci firmaya ruhsat ile ilgili orman izni almaya taahhütlerde bulunmaya, GSM ruhsatını almaya, bunlarla ilgili taahhütlerde bulunmaya, çet ile ilgili işlemleri yapmaya ve taahhütlerde bulunmaya, fenni nezaretçi atamaya ve azletmeye, faaliyet raporları vermeye, harç ve teminatlarını yatırmaya, Devlet haklarını yatırmaya ve işletmecinin faaliyetlerinin sürdürebilmesi için noterden
./..
2009/7909-12756 -2-

vekaletname vermeye ve bu vekaletin sözleşme süresince azil edilmemek üzere vekalet verecektir” şeklindedir. Maden işletme hakkının kiralanmasına dair bu gibi sözleşmelerde aslında ruhsat sahibinin yapması gereken iş ve işlemler için uygulamada ruhsat sahibinin işletmeciye vekalet verdiği ve işletmenin bu şekilde yürütüldüğü bilinen bir gerçektir. Daha açığı davacı şirketin maden işletmeleri faaliyetlerini sürdürebilmesi için ruhsat sahibinin vekalet vermesi bir zorunluluktur. Nitekim, davacı şirkete ruhsat sahibi tarafından 01.05.2008 tarihinde noterlikten vekaletname verilmiş ise de, davalı 28.08.2008 tarihli azilnameyle bir gerekçe göstermeden “görülen lüzum üzerine” demek suretiyle davalı şirketin öngördüğü kişilere verdiği vekaletten onları azletmiştir. Her ne kadar davalı 29.08.2008 tarihli ihtarnamesiyle taraflar arasındaki 12.03.2008 günlü sözleşmenin feshi ihbarında bulunmuş ise de davacı bu tarihten sonra 15.12.2008 tarihinde açtığı bu dava ile feshe karşı koyma iradesini belirttiğinden ve iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde fesih iradesine karşı konulması halinde feshin ancak mahkeme kararıyla yapılması mümkün olduğundan eldeki davanın dinlenme olanağı bulunmaktadır.
Borçlar Kanununun 97. maddesinin 1. fıkrası bir şeyin yapılması ile ilgili borç, borçlu tarafından yerine getirilmemişse alacaklıya borcun kendisi tarafından ifasına izin verilmesi de isteme yetkisi tanımaktadır. Gerçekten, sözleşmenin yürürlükte olması alacaklının kusursuz bulunması ve borçlunun borcunu yerine getirmede temerrüdü halinde bu hakkın kullanılması olanaklıdır. Yukarıda sözü edilen 12.03.2008 günlü sözleşmenin 14. maddesine göre davalının davacıya vekalet verme borcu bulunduğundan, mahkemece istemin yukarıdan beri yapılan açıklamalar ve özellikle Borçlar Kanununun 97. maddesinin ilk fıkrası çerçevesinde değerlendirilip hükme bağlanması gerekirken davanın yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.