Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/8537 E. 2009/9541 K. 15.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8537
KARAR NO : 2009/9541
KARAR TARİHİ : 15.09.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.05.2008 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men’i, ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalılardan … bakımından davaların reddine, diğer davalı … bakımından kabulüne dair verilen 22.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, bir kısım elbirliği malikleri tarafından haksız elatmanın önlenmesi ve ecrimisil tahsili istemleri ile açılmıştır.
Davalılardan …, davacıların taşınmaz üzerindeki haklarını kullanmalarına engel olmadığını, sorunun ancak izaleyi şuyu davası ile giderilebileceğini, davalı …, taşınmazı …’nin trampa suretiyle kullandığını, 2008 yılında ise kullanması olmadığını açılan davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılardan …. aleyhine açılan davanın reddine, elbirliği maliki davalı … hakkında açılan davanın kabulü ile 441 ada 65 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 09.10.2008 havale tarihli kadastro bilirkişisinin raporunda (A, B, C) ile gösterilen kısımlardaki müdahalesinin önlenmesine, (A) ile gösterilen kısmın davacı … Avcı’ya, (B) ile gösterilen kısmın davacı …’e, (C) ile gösterilen kısmın …’a teslimine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı …, temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan tapu kayıt örneğinden 5380 m2 yüzölçümündeki 441 ada 65 parsel sayılı taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olarak davacılar ile davalı … adına kayıtlı olduğu, bunların dışında başkaca dava dışı elbirliği maliklerinin de bulunduğu görülmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 701-703 maddeleri arasında düzenlenen elbirliği mülkiyeti şu şekilde tanımlanmaktadır; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyettir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” Hemen belirtmek gerekir ki, elbirliği ortaklığı tüzel kişiliği olmayan bir ortaklıktır. Elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortak için tasarruf edebileceği pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı elbirliği ile ortaklara aittir. Mal üzerinde ortakların doğrudan doğruya hakları yoktur. Mülkiyetin sahibi tüzel kişiliği bulunmayan ortaklık yani ortakların bütünüdür. Kanun koyucu elbirliği mülkiyetinde elbirliği malikleri arasında paylı mülkiyette olduğu gibi düzenlemede bulunmamıştır. Ancak, uygulamada elbirliği malikleri arasındaki davalarda da yasanın paylı mülkiyete ilişkin hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, elbirliği maliklerinin tümünün katıldığı bir paylaşım şekli benimsenmemişse taşınmazdan herhangi bir şekilde yararlanamayan bir malikin diğeri aleyhine dava açması ve usulen belirlenecek payına diğer elbirliği malikinin elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemesi mümkündür.
Somut olayda da, davacıların 441 ada 65 sayılı parselden yararlanamadıkları, bu parselin tamamının elbirliği maliki davalı … tarafından bizzat veya değişik yöntemlerle kiralamak suretiyle kullandığı sabittir. Mahkemece, bu saptama doğrultusunda davacıların usulen belli paylarına davalı …’nin elatmasının önlenmesine ve bu payları oranında ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, orta yerde tarafların tamamının katılımı suretiyle yapılmış bir taksim varmış gibi taşınmazın arz üzerinde bölünerek yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 15.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.