Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/9183 E. 2009/10533 K. 07.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9183
KARAR NO : 2009/10533
KARAR TARİHİ : 07.10.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.07.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu 220 ada 9 parsel sayılı taşınmazda “…” ve 142 ada 8 parsel sayılı taşınmazda da “…” olarak geçen isminin “… oğlu …” olarak düzeltilmesi isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, 142 ada ada 8 numaralı parsel yönünden davanın kabulüne, 220 ada 9 numaralı parsel yönünden ise nüfusta “… oğlu …” isimli bir başka kişinin de bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalının aşağıda belirtilen neden dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Somut olayda da; dava konusu her iki taşınmazda senetsizden zilyetlik nedeniyle tespit ve tescil edilmiştir. Bunlardan 9 parsel numaralı olanı “… oğlu …”, 8 parsel numaralı olanda “… oğlu …” adına kayıtlıdır. Davacının babası …’un nüfus aile kayıt tablosu incelendiğinde 23.06.1969 tarihli “…” olan soyadını “…” olarak hükmen değiştirdiği, 1954 yılında doğup 1956 yılında ölen “…” isimli bir oğlunun da bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkeme, davacının 2 yaşında ölen kardeşi nedeniyle 9 parseldeki düzeltme istemini reddetmiştir. Ancak mahkemece yapılan incelemede, her iki taşınmazıda davacının kullandığı tespit bilirkişileri ve tanıklar tarafından ifade edilmiş, ayrıca zabıta araştırmasında da taşınmazların davacı zilyetliğinde olduğu saptanmıştır.
Gözardı edilen bir başka hususta tutanağın edinme sütununda “ceddinden intikalen ve verese arasında taksimen 20 yılı aşkın bir zamandan beri nizasız fazılasız zilyetlikten” söz edilmiş, bu nedenle “…” adına tescil edilmiştir. Tutanakta malikin ölü olduğu belirtilmediği gibi 2 yaşında 1956 yılında ölen “…”un 04.07.2007 tarihinde yapılan kadastro tespitinde malik olarak gösterilmesinin hayatın olağan akışına ters olduğudur.
Mahkemece açıklanan tüm bu yönler gözetilerek davanın her iki taşınmaz yönünden de kabulü gerekirken kısmen kabul, kısmen red şeklinde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştIr.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Hazine’nin temyiz itirazlarının reddine, (2) numuralı bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 07.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.