YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9274
KARAR NO : 2009/10369
KARAR TARİHİ : 05.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.10.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapuda paylı mülkiyet rejimine tabi olarak kayıtlı taşınmazın ifrazen tescili istemi ile açılmıştır.
Davalılar, taksim olgusunu kabul etmemişler, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, bilirkişinin 17.06.2008 tarihli krokili raporunda (D) ile gösterilen taşınmaz bölümünün davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan … temyiz etmiştir.
Dava konusu 118 ada 1 sayılı parsel 3202.74 m2 yüzölçümünde olup tapuda davanın tarafları adına paylı mülk olarak kayıtlıdır.
Türk Medeni Kanununun 688. maddesinde paylı mülkiyet “birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olmaları” şeklinde ifade edilmiştir. Bu tanıma göre paylı mülkiyetin, söz konusu olabilmesi için birden fazla kişinin bir mala paylı malik bulunması ve bu malın malikleri arasında maddi olarak paylaşılmamış olmasını gerektirir. Paylı mülkiyette mülkiyet hakkına sahip olan birden ziyade kişi olmasına rağmen eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı mevcuttur. Eşya üzerindeki bu tek mülkiyet hakkı malikler arasında bir paylı mülkiyet birliğini meydana getirir. Dolayısıyla, her paydaşın taşınmazın her zerresinde mülkiyet hakkı vardır.
Paylı mülkiyet rejimine tabi bir taşınmazın paylaşılması ise kuşkusuz resmi biçim koşuluna uyularak yapılmalıdır.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir. Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmazın belli bir bölümünü kullanması ve diğer paydaşların kullanmaya rıza göstermeleri o paydaşın sadece kullandığı yerin maliki olmasını gerektirmez. Kullanım, yararlanmayla ilgili olduğundan o kişiye mülkiyet hakkı sağlamaz.
Yukarıda sözü edildiği üzere paylı mülkiyete tabi bir taşınmazın malikleri arasında oluşan çekişmede çözümün taşınmazın taksimi ve şüyuun giderilmesi yoluyla sağlanabileceğinden eldeki davanın dinlenme olanağı yoktur.
Mahkemece davanın reddi yerine uyuşmazlıkta uygulanma yeri olmadığı halde Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünden söz edilerek istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 05.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.