YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9334
KARAR NO : 2009/10465
KARAR TARİHİ : 07.10.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.01.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 329/1 parselin kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının tapusunun iptali ile kıyı olarak terkini ve kıyı kenar çizgisi dışında kalan ve davalı tarafından elatılan kısmada elatmasının önlenmesi ve kal’ine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 18 m2 yerin tapusunun iptali ve kıyı olarak terkini ile 12,5 m2 yere elatmasının önlenmesi ve kal’ine karar verilmiş, hükmü davalı temyize getirmiştir.
28.11.1983 tarihinde onanan kıyı kenar çizgisi içinde kalan ve davalı taşınmazı dışında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan 12,5 m2 yere elatmasının önlenmesi ve kal kararı verilmesi doğru olduğundan bu kısma yönelik temyiz itirazınında reddi gerekmiştir.
Ancak 329 ada 1 parselin 18 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile kıyı olarak terkinine ilişkin karar incelendiğinden; dosya içeriğine ve toplanan delillere göre çekişme konusu taşınmazların kadastor tesbitinin 17.10.1985 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 19.01.2009 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir.
Anılan hükümler gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 19.01.2009 tarihi arasında Kadastro Kanununun değişik 12. maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince tapu iptali isteminin hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, istek halinde yatırılan harcın iadesine, 07.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.