YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9336
KARAR NO : 2009/10367
KARAR TARİHİ : 05.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.02.2008 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakma akdine dayalı tapu iptali ve tescil, birleşen dava davacısı ise 05.03.2008 tarihli dilekçe ile muvaazaya dayalı sözleşmenin iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davaların kabulüne dair verilen 07.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı (birleşen dava davalısı) vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bakım alacaklısı mirasçısı davalı, davacının bakım borcunu yerine getirmediğini, sözleşmenin kendisinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı düzenlendiğini, davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada ise, 22.10.2002 günlü bakım sözleşmesinin iptalini, çekişme konusu bağımsız bölüm tapusunun eşit hisselerle taraflar adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, her iki dava kabul edilmiş, 11 ada 145 parseldeki 5 numaralı bağımsız bölümün taraflar adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ve birleşen davanın davacısı temyiz etmiştir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.
Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.
Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir. Bakım borçlusunun (davacının) bakıp gözetme görevini yerine getirmediğini iddia etmek ve bakım sözleşmesinin bu sebeple iptalini istemek yetkisi daima bakım alacaklısına aittir. Dolayısıyla, eldeki davada davalı ve birleşen davanın davacısının davacının bakıp gözetme görevini yerine getirmediği iddiası dinlenemez. Ancak, davalı ve birleşen davanın davacısı bu iddia dışında sözleşmenin muvazaalı düzenlendiğini belirtmiştir.
Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir. Böyle olunca da uyuşmazlıkta 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uygulama yeri bulur.
O halde mahkemece yapılması gereken iş, tarafların gerçek iradelerinin açıklığa kavuşturulması bakımından dosyada mevcut tüm delilleri içtihadı birleştirme kararında sözü edilen yönteme uygun incelemek ve değerlendirmek, her iki davayı da bunun sonucuna uygun bir hükme bağlamak olmalıdır.
Açıklanan bu yönün gözardı edilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 05.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.