YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9623
KARAR NO : 2009/10487
KARAR TARİHİ : 07.10.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.11.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin pul yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme istemine ilişkindir.
470 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı, çap kaydı kapsamında kalan yerde komşusu olan davalının kepçe ile hafriyat işlemi yaparak, arazi yapısını bozduğunu, yersiz elatmanın önlenmesi ile taşınmazın eski hale getirilmesini istemiştir.
467 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davalı şirket ise, aslında 470 sayılı parselin çap kaydı içerisinde dere yatağı bulunduğunu, davacının bu dere yatağına müdahale ettiğini, yapılan müdahale sonucu yağmur sularının taşarak 467 parsel üzerindeki fabrika binasına zarar verdiğini, meydana gelen bu zararı gidermek üzere dere yatağını temizlemek zorunda kaldıklarını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Çekişmeli taşınmazları kapsayan paftadan ve bilirkişi raporlarından davalının varlığını iddia, mahkemenin de kabul ettiği dere yatağının kadastro çalışmaları sırasında paftasına işaret edilmediği görülmektedir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, kadim dahi olsa dere yatağı kadastro sırasında oluşturulan paftaya işaretlenerek bir geometrik şekle bağlanmadığı sürece pafta hukuki durumunu koruyacağından, bu nitelikteki bir yeri TMK m.715 kapsamında saymak olanaklı değildir. Dolayısıyla davalı, davacının 470 sayılı parsel çapı içinde kalan bir bölüm yerin dere yatağı olduğunu savunamaz.
Ancak dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, komşu olan 470 ve 467 sayılı parsellerin yağmur sularının çoğaldığı dönemlerde su altında kaldığı, doğal su akıntısının arazinin yapısı nedeniyle 470 sayılı parseli bastığı, 470 sayılı parsel malikinin suların etkisinden kurtulmak amacıyla taşınmazının çap kaydı içerisine duvar ördüğü, bunun sonucu olarak da suların akışının 467 parsel üzerindeki fabrika binasına yöneldiği ve zarar verdiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki hukuki ihtilafın çözümünde TMK’nun 737. vd maddelerinde yer alan komşu haklarına ilişkin hükümlerden yararlanılması zorunludur.
TMK m.742 hükmüne göre bir taşınmaz maliki üst taraftaki araziden kendi arazisine doğal olarak akan suların akışına katlanmak zorundadır. Komşulardan hiçbiri de bu suların akışını diğerinin zararına değiştiremez. Ne var ki, sular fazla akmış ise m.743 f.2 uyarınca alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısıyla akan sulardan zarar görmekte ise, gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere kendi arazisinde yapılacak mecrayla fazla akan suların tahliyesini isteyebilir.
Bu anlatılanlardan sonra mahkemece yapılması gereken iş, yerinde uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapmak, bu keşifte bilirkişilere hem 470, hem de 467 sayılı parsellerin fazla su akması nedeniyle zaman zaman uğradıkları su baskınından kurtulmak için 470 sayılı parselin çap kaydı içerisinde kalacak şekilde uygulamaya elverişli ıslah projesi düzenletmek, fazla akan suların tahliyesi için bu şekilde uygun bir mecra tespit ettirmek, tespit edilecek bu mecrayı davalı parseli yararına mecra hakkı olarak tapu siciline işletmek, bütün bu iş ve işlemlerin giderlerini 467 sayılı parsel malikinden tahsil etmek, taraflar arasındaki sorunu TMK m.743 f.2 çerçevesinde çözerek davayı kabul etmek olmalıdır.
Değinilen yönler bir yana bırakılarak davanın yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.