Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/10555 E. 2010/11821 K. 01.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10555
KARAR NO : 2010/11821
KARAR TARİHİ : 01.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 26.04.2010 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tasihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 28 parça taşınmazda murisleri … kızı …’un soyadının yazılmadığını ve baba adının yanlış yazıldığını belirterek düzeltme istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Dava Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi uyarınca açılan tapuda kayıt düzeltilmesi istemine ilişkindir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Somut olayda, tapu kayıtlarından 139 parsel sayılı taşınmaz dışındaki davaya konu taşınmazlarda “… kızı …”nın paydaş olduğu, 139 parsel sayılı taşınmazda ise “… kızı …”nın malik olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, 139 parsel sayılı taşınmaz yönünden de istem hüküm altına alınmıştır. Davacıların murisi 139 parsel sayılı taşınmazda malik olmadığından davacıların bu parsel yönünden aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle, 2059 sayılı parsel yönünden davanın reddi gerekirken istemin hüküm altına alınması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.