YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10705
KARAR NO : 2010/11759
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.04.2009 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men’i ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; müdahalenin men’i talebinin reddine, tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen 24.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve meydana gelen zarar sebebiyle 4137.31 TL’nin tahsili istemleri ile açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, haksız elatma saptanamadığından müdahalenin önlenmesi isteminin reddine, bilirkişinin zarar miktarı olarak hesapladığı 1166.74 TL’nin olay tarihinden geçerli olmak üzere 3095 sayılı Yasanın 2/2 maddesi gereğince hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar tacir olup Türk Ticaret Kanununun 3. maddesi uyarınca ticari müesseseyi ilgilendiren bütün işlem ve fiilleri ticari iş niteliğinde bulunduğundan davacı reeskont faizi isteyebilir. Ne var ki; HUMK’nun 389. maddesine göre, mahkemece verilen kararlarda iki tarafa yüklenen hak ve bahşedilen vazifenin hiçbir şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek şekilde açıkça yazılması gerekir. Başka bir ifadeyle taraflar, hükmün infazı esnasında yeni bazı uyuşmazlıklar içerisine düşürülmemelidir. Mahkemece faizin başlangıç tarihi “olay tarihi” olarak zikredilmiş, 3095 sayılı Yasanın 2/2. maddesi gereğince hesaplanacak faizin ne olduğu ve oranı da karar yerinde gösterilmemiştir. Bu şekilde kurulan hükmün infazda tereddüt meydana getireceği açıktır.
HUMK’nun 388 ve 389. maddelerine uygun şekilde hüküm kurulmaması nedeniyle kararın bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda (1).bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2).bent uyarınca BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran taraflara iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.