Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/10780 E. 2010/12574 K. 11.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10780
KARAR NO : 2010/12574
KARAR TARİHİ : 11.11.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.05.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, maliki olduğu 83 parsel sayılı taşınmaza elatmanın önlenmesini ve betonun kal’ini istemiştir.
Davalı, davacının taşınmazı fiilen kullanmadığını ve beton zemini diğer paydaşların onayı ile yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, pafta ve zeminin birbirine uyumlu bulunmadığı, davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal istemlerine ilişkindir.
Taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin belirli miktar veya değerin altındaki davaların kesin olduğu HUMK’nun 427/2. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Eldeki dava taşınmazın aynına yönelik olduğundan, mahkemece verilen hükmün kesin olduğu yönündeki kararı doğru bulunmamış, davacı vekilinin temyiz itirazları incelenmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 688 ve devamı maddeleri uyarınca paylı mülkiyetin konusu fiili olarak bölünmemiş eşya ve müşterek mülkiyet ise aynı hukuki statüde bulunan birden çok kişinin belirli bir eşyaya aynı anda paylı olarak malik oldukları bir topluluk mülkiyeti şeklidir. Paydaşların eşya üzerinde sahip bulundukları hisse maddi olarak (fiilen) bölünmüş olmayan soyut bir hisse niteliğindedir. Başka bir anlatımla fiziki bölünme değil, fikri bölünmenin söz konusu olduğu, dolayısıyla her paydaşın müşterek eşyanın her parçasında hakkının bulunduğu, ayrıca müşterek eşya ile ilgili bölünebilen yetkiler üzerinde her hissedarın payı oranında bağımsız hakkının bulunduğu, fakat bölünemeyen yetkilerde herkesin hakkının eşyanın tamamını kapsadığı açıktır. Belirtilen nedenle, paylı mülkiyete konu bir taşınmazda maliklerden her birinin, müşterek mülkiyete konu taşınmaza el atılması halinde bu el atmanın önlenmesini tek başına istemesi olanaklıdır. Hukuk Genel Kurulunun 13.06.1984 gün ve 1982/14-358 Esas 1984/710 Karar sayılı kararı doğrultusunda el atmanın yanı sıra kal isteminin de söz konusu olduğu hallerde tüm müşterek maliklerin birlikte dava açmaları gereklidir.
Somut olayda, davacı dava konusu 83 parsel sayılı taşınmazda paydaştır. Keşif sonrası düzenlenen 03.11.2009 tarihli fen bilirkişi raporunda, zemin ve paftanın birbirine uymadığı, krokide kırmızı renkle gösterilen beton zemin ile yeşil renkle gösterilen çeşmenin 83 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kaldığı belirtilmiştir. Pafta ve zeminin birbirine uyumsuz bulunması halinde geçerliliğini koruyan paftaya itibar edilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle, mahkemece, halen geçerliliğini koruyan paftaya uygun bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, pafta ile zeminin birbirine uyumsuz olduğu, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.