YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10792
KARAR NO : 2010/12531
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.12.2008 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men’i, kal ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin pul yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi ve 5000 TL zararın tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı, davacının mevcut zararı olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişinin 2.12.2009 tarihli raporu ekindeki krokisinde 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11 numara ile işaretlediği ağaçların köklenmek suretiyle ortaya çıkan muarazanın giderilmesine, 350 liradan ibaret zararın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Burada öncelikle belirtilmelidir ki, Türk Medeni Kanununun 721.maddesi gereğince iki taşınmazın birbirinden ayırmaya yarayan duvar, parmaklık, çit gibi sınırlar kural olarak her iki komşunun paylı malı sayılır. Dava konusu edilen bitkiler davalının maliki olduğu 3 parseline giden yol üzerinde bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının yasal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde yer alan 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Bu madde ile de mülkiyetin aşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Mülk sahibi bu hakkını kendisi kullanabileceği gibi bu zararın mahkeme aracılığıyla da giderilmesini isteyebilir. Burada esaslı unsur, zarar görmedir. Mahkemece, yapılacak inceleme ve araştırmada somut olarak zararın varlığı da saptanmış olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta ise, bilirkişiler davalının 3 sayılı parseli içinde kalan zeytin ağacının ortak sınır olan duvara zarar verdiğini saptamış, ancak diğer ağaçların mevcut hali ile davalıya bir zararı bulunmadığını, zararı olsa dahi bu zararın budama yöntemi ile ortadan kaldırılabileceğini, fakat ileride yeniden ortak sınır olan duvara zarar verebileceğini belirtmiştir. Görülüyor ki, bilirkişi raporunda krokide 8 numara ile gösterilen zeytin ağacının zarar verdiği tespit edilmiş, diğer bitkilerin ileride zarar verme olasılığından söz edilmiştir. Rapor bu hali ile bütün bitkilerin köklenmek suretiyle zararın ortadan kaldırılması için yeterli bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece yerinde yeniden keşif yapılmalı, zeytin ağacı dışındaki bitkilerin davacıya verdiği bir zarar söz konusu olmadığından zeytin ağacının verdiği zararın nasıl giderileceği bilirkişilere tespit ettirilmeli, zeytin ağacı dışındaki bitkilerin ise budanması gerekip gerekmediği, budanması gerekiyorsa bilirkişilerce tespit edilecek budanma yöntemi ile istek hüküm altına alınmalıdır.
Değinilen yönün gözardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 11.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.