Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/10858 E. 2010/11946 K. 02.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10858
KARAR NO : 2010/11946
KARAR TARİHİ : 02.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 24.02.2010 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, murisine ait olduğunu iddia ettiği dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında “… kızı …” olarak yazılı kimlik bilgilerinin “… kızı …” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Davaya konu taşınmazların 24.9.1951 tarihinde yapılan tapulama tespitine göre … oğlu …’nın zilyetliğindeyken ölümü ile mirasçıları olan karısı … ve evlatları …, …, …, …, … ve …’ye intikal ettiği ve bu kişilerin de aralarında yaptıkları taksim sonucu taşınmazın “… kızı …” adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dosyaya getirtilen nüfus kayıtlarının incelenmesinde; “… ” isimli bir kişinin bulunduğu ve bu kişinin … oğlu … kızı olduğu ve ayrıca kardeş isimlerinin de tapulama tutanağı ile birebir uyumlu olduğu ve …’ın da halen sağ olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; kimlik bilgileri düzeltilmek istenen kayıt maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin bulunması nedeniyle davacı davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yapılan açıklamalar nedeni ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.