Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/10859 E. 2010/11439 K. 26.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10859
KARAR NO : 2010/11439
KARAR TARİHİ : 26.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 05.10.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında “Zembil” olarak yazılı kimlik bilgisinin “Zenbil” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Dava Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi uyarınca tapuda kayıt düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kaydında düzeltme yapılması istenen taşınmazların tapulama tutanakları 1969 yılında düzenlenmiştir. Malik adına tespit nedeni olarak 20 yılı aşkın süredir zilyet olması gösterilmiştir. Malik olarak belirlenen “… oğlu … ” tutanağı düzenleyen muhtar ve bilirkişilerin beyanına göre 1314 doğumlu olarak gösterilmiştir. Davayı açan ve kendisinin kayıt maliki olduğunu ileri süren “… oğlu …” ise 30.8.1965 doğumludur. Adı geçen bu kişi tutanağın düzenlenme tarihinde dört yaşında olduğuna göre 20 yılı aşkın süreyle zilyet olması mümkün değildir. Düzeltmeler yapılırken mülkiyet nakline sebep olunmaması gerekir. Böyle durumlarda tutanağı muhtar ve bilirkişi olarak imzalamış kişilerden sağ olanlar var ise çağrılarak keyfiyetin onlardan da sorularak araştırılması gerekir. Gerekirse mahallinde keşif yapılmalı, tutanaktaki bilgiler ile davacının nüfus kaydındaki bilgiler karşılaştırılarak, bir çelişki var ise giderilmeye çalışılmalı, giderilemez ise bir mülkiyet nakline meydan verilmemesi için dava reddedilmelidir.
Mahkemece bu yön göz ardı edilerek eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA 26.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.