Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/10909 E. 2010/10862 K. 21.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10909
KARAR NO : 2010/10862
KARAR TARİHİ : 21.10.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.12.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın dahili davalı bakımından kabulüne dair verilen 03.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile dahili davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Cevap veren davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişinin 09.10.2009 tarihli raporu ekindeki krokide yeşil renkle gösterilen 2655 sayılı parsel aleyhine, 2658 lehine geçit tesis edilmiştir.
Hükmü, davacılar ile davaya dahil edilen … temyiz etmiştir.
1-Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Davacı parselinin mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğu düzenlenen krokiden izlenmektedir.
Burada öncelikle belirtmek gerekir ki, kural olarak bir kimse davaya dahil edilmek suretiyle taraf durumunu alamaz. Dolayısıyla geçit hakkına ilişkin davalarda, geçit taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Somut olayda; 2655 sayılı parselin maliki … davaya dahil edilmek suretiyle taraf durumunu almıştır. Bu yön usule aykırıdır. Kaldı ki, keşif huzurunda yapılmamış, böylelikle HUMK’nun 73.maddesine aykırı şekilde savunma hakkı da kısıtlanmıştır.
Bu durunda mahkemece yapılması gereken iş, 2755 sayılı parselin maliki … aleyhine ayrı bir dava açılmasını sağlamak, açılırsa eldeki dava ile birleştirmek, yapılan keşif hakkında diyeceklerini tespit etmek, delil bildirirse onları toplamak, gerekirse de onun huzuruyle yeniden keşif yapıp istem sonucu hakkında bütün bunlardan sonra bir karar vermek olmalıdır.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davacıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle hükmün dahili davalı … yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 2.bent uyarınca davacıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 21.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.