YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11035
KARAR NO : 2010/12624
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.03.2010 gününde verilen dilekçe ile ehliyetsizlik iddiasına dayalı ipotek ve intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, gider olmadığından duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Batman Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/115 – 192 sayılı kararı ile davalı …’in vasiliğinin kaldırılarak kendisinin … ‘e vasi tayin edildiğini, davalı …’in … ‘in vasisi olduğu dönemde 24.06.2008 tarihinde aldığı vekaletname ile vesayeti altındaki kişiye ait 281 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına vekil sıfatı ile diğer davalı … Ltd. Şti. lehine intifa hakkı ve ipotek tesis ettirdiğini ileri sürerek intifa hakkı ve ipoteğin terkinini talep etmiştir.
Davalı … Ltd. Şti., taşınmaz malikinin vesayet altında olduğunu bilmediklerini, davanın borçtan kurtulma amacıyla açıldığını savunmuştur.
Mahkemece, vesayet kararının tapuda kayıtlı olmadığı, davalı şirketin iyiniyetli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, ehliyetsizlik iddiasına dayalı ipotek ve intifa hakkının terkini isteğine ilişkindir.
Bilindiği gibi, bir taşınmazın ipotek(TMK. m.856) ve intifa hakkı(TMK. m.795) ile yükümlü hale getirilebilmesi için resmi senet düzenlenmesi ve tapu siciline tescili zorunludur. Tapu sicil müdürlüğü huzurunda düzenlenen resmi senet aynı zamanda tescil talebini de içerir.
Burada tapuya tescil için gerekli şartlara kısaca bakmak gerekir.
Türk Medeni Kanununun 1013. maddesine göre tescil talebi taşınmaz malikinin yazılı başvurusu ile yapılır. Tescil talebi tek taraflı bir tasarruf işlemi olduğundan tasarruf yetkisinin bulunması zorunludur. Kural olarak da tasarruf yetkisi o hakkın sahibine aittir ve hakkın bir unsuru olup, hakka doğrudan doğruya etki etme kudret ve ehliyetidir. Tasarruf yetkisi her ne kadar hak sahibine ait ise de kanunen yetkili kılınan kişiler aracılığı ile de kullanılabilir. Buradaki temsil iradi temsil(BK. m.32-386) olabileceği gibi veli ve vasi aracılığı ile kullanan kanuni temsil de olabilir. İradi temsilin söz konusu olduğu hallerde Noterlik Kanununa göre düzenlenmiş ve talep konusu işleri yapmaya yetkili olduğunu içerir vekaletname ibrazı gereklidir(TST. m.13/3). Vekil bu durumda vekaletnamenin kapsamı doğrultusunda tasarruf yetkisini kullanabilir(BK. m.388/3).
Somut olayda da; dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki ipotek ve intifa hakkı usulünce düzenlenmiş vekaletnameye ve vekaletname içeriğine göre resmi senet düzenlenerek tapu kaydına tescil edilmiştir. Ancak, kayıt malikinin vesayet altında olduğu, vasi olarak atanan kişinin vekil tayin edildiği, vesayet altındaki kişinin verdiği vekaletnamenin ve bu vekaletnameye dayalı olarak tesis edilen ipotek ve intifa hakkının geçersiz olduğu ileri sürülmektedir.
Türk Medeni Kanununun 405 ve devamı maddelerinde vesayet kurumu düzenlenmiştir. Dosya içerisindeki belgelerden taşınmaz malikinin %95 oranında özürlü olması nedeniyle vesayet altına alındığı anlaşılmaktadır. %20 düzeyinde zihinsel, ruhsal ve davranışsal bozukluğu olan vesayet altındaki kişi aynı zamanda bedensel fonksiyonlarını da tam olarak yerine getirememektedir. Tüm bu nedenlerle vesayet altına alınmıştır. Vesayetin varlığı halinde Türk Medeni Kanununun 448. maddesi uyarınca vasi, vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil eder. Yine Kanunun 462. maddesinde taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir ayni hak kurulması vesayet makamının iznine bağlıdır.
Eldeki davada vasi tapudaki işlemleri kanuni temsilci değil, iradi temsilci sıfatı ile yapmıştır. Ancak, kendisine vekaletname verildiği tarihte de hak sahibi kısıtlıdır. Bu nedenle vesayet makamının iznini almak yerine doğrudan vekaletname ile işlem yapma yolu tercih edilmiştir. Tescil talebinde bulunulurken tasarruf ehliyeti(fiil ehliyeti) ve tasarruf yetkisi birlikte bulunmak zorundadır. Fiil ehliyeti, yapılan hukuki işlemin sonuç doğurabilmesi için bizzat kişinin kendisinde bulunması gereken şartları (ayırtım gücü, erginlik, kısıtlı olmamak) ifade eder. Tasarruf ehliyeti de kişinin genel olarak geçerli bir tasarruf işlemi yapabilmesi için gerekli fiil ehliyetine ilişkin şartlara sahip olmasını belirtir. Fiil ehliyeti, bütün hukuki işlemlerin geçerliliği için gerekli bir unsur olup hukuki işlemin gerçekleşmesi için irade beyanında bulunulan anda mevcut olmalıdır. Fiil ehliyetinin bulunmadığı durumlarda işlem, fiil ehliyetinden yoksunluk nedeniyle geçersiz sayıldığından işlemi yapanın sonradan fiil ehliyetini kazanması ya da yasal temsilcisinin onayı ile geçerli hale gelmez. Bu nedenle de ehliyetsiz kişi ile işlem yapanın iyiniyetli olması da ehliyetsizliği gideremeyecektir. Bu kuralın tek istisnası Türk Medeni Kanununun 410. maddesindeki kısıtlama kararının ilanından önce iyiniyetli üçüncü kişileri etkilemeyeceğine dair düzenleme olup burada da tam ehliyetsizler için iyiniyetin hiçbir şekilde korunamayacağı da ayrıca hüküm altına alınmıştır.
Tüm bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi taşınmaz maliki 2003 yılında kısıtlanmış olup fiil ehliyetinden yoksundur. Fiil ehliyeti hükmen kısıtlanan kişinin taşınmaz malları üzerinde önemli ölçüde tasarruf yapacak nitelikte verdiği vekaletname de bu kişi vasisi dahi olsa ehliyetsizlik nedeniyle geçersizdir. Tapuda bu vekaletname ile hak kazanan kişinin kazanımı da korunmayacaktır.
Mahkemece açıklanan tüm bu hususlar ile vesayet kararının ilan zorunluluğu unsuru da gözardı edilerek sadece kararın tapu kütüğüne işlenmemiş olması nedeniyle davalı … Ltd. Şti.nin iyiniyetli olduğundan bahisle davanın reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.