YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11150
KARAR NO : 2010/12480
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.04.2009 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men’i, eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.01.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, paylı taşınmazda oluşan yararlanma hakkına öteki paydaşın elatmasının önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı, taşınmazda daha fazla yer kullanmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada mevcut 1272 ada 14 sayılı parsele ait tapu kaydında davacı …’nın 2/3, davalı …’in ise 1/3 paylı malik oldukları görülmektedir.
Kuşkusuz, paylı mülkiyete ait taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir. Eldeki davada taraflar arasında yapılmış yazılı bir kullanma taksimi sözleşmesi bulunmadığı tartışmasızdır. Taraflar kayda sonradan fiili duruma bakarak malik olmuştur.
Hal böyle olunca, davalının taşınmazda payına karşılık kullandığı bir yer olduğu saptandığından davanın reddedilmesi doğrudur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacın bütün temyiz itirazlarının redde ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 11.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.