YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11171
KARAR NO : 2010/12639
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.04.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil veya alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı Hazine adına kayıtlı 2939 parsel sayılı taşınmazı 07.07.2004 tarihli ihale ile satın aldığını, bedelini taksitler halinde ödediğini, davacının yabancı uyruklu olması nedeni ile Ege Ordu Komutanlığı’ndan görüş sorulması için gerekli yazının davalı … müdürlüğünün ihmali nedeni ile 2007 yılında yazılıp, taşınmazın tesciline yönelik olumlu görüş bildirilmesine rağmen, ihale ile edindiği taşınmazın tescilinin 2006/1 sayılı genelge nedeni ile yapılmadığını belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescilini veya ihale bedelinin ihale tarihinden itibaren işleyen faizi ile ödenmesini istemiştir.
Davalı …, idari yargının görevli olduğunu, TKGM Yabancı İşler Daire Başkanlığı’nın 2006/1 sayılı genelgesi uyarınca tescilin yapılamadığını; davalı Hazine ise, idari yargının görevli olduğunu ve tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın tapu iptali ve tescil yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihale nedenine dayalı tapu iptali ve tescil veya alacak istemine ilişkindir.
Artırma ile satım, önceden belirlenen zaman ve yerde, önceden duyurulan şartlara göre, hazır bulunanlar arasında, fiyat birbirini izleyen tekliflerle oluşacak biçimde en yüksek teklifte bulunan kimse ile aktedilen satımdır. Artırma ile satışlar, malikin rızasına bakılmaksızın resmi makamlarca yapılan cebri artırma ve malikin rızası ile yapılan özel artırma ya da açık artırma biçiminde yapılmaktadır. Cebri artırmalarda mülkiyet ihale ile geçmesine rağmen, özel veya açık artırmalarda mülkiyet tescil ile nakledilir. Borçlar Kanununun 231.maddesinde de “Müzayededen alınan gayrimenkulun mülkiyeti ancak tapu siciline kaydedilmekle alıcıya intikal eder. Müzayede memuru ihalesi satım zabıtnamesinde gösterilen gayrimenkulun alıcı namına tescil edilmesini derhal tapu memuruna tebliğ eder” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, tapu kaydından dava konusu 2939 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına “zeytin ağaçlı tarla ve bağ” niteliği ile kayıtlı olduğu, Alaçatı sınırları içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Alaçatı Belediye Başkanlığı’nın 23.06.2009 günlü ve 1576 sayılı yazısında, taşınmazın bulunduğu alanın imar planının bulunmadığı belirtilmektedir. Taşınmazın 07.07.2004 günlü ihale ile 46.150TL bedelle davacıya satıldığı ve bedelin taksitler halinde ödenmesi kararlaştırılarak son taksitin 24.07.2006 tarihinde olmak üzere bedelin tamamının ödendiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasında ihalenin usulüne uygun biçimde yapılmış olması ve bedelin tamamının ödenmesi taşınmazın mülkiyetini davacıya naklini sağlamaz. Mülkiyetin edinimi için ihtiyari ihale kazanılmış hak sağlamayacağı, ancak tescil ile kazanılabileceği Borçlar Kanununun 231/2 maddesi amir hükmüdür. 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca, yabancı uyruklu gerçek kişilerin karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, Türkiye’de işyeri veya mesken olarak kullanılmak üzere, uygulama imar planı veya mevzii imar planı içinde bu amaçlarla ayrılıp tescil edilen taşınmazları edinebilecekleri düzenlenmiştir. Uygulama imar planı veya mevzii imar planı içinde bulunmayıp, işyeri ve mesken niteliğinde de olmayan taşınmazın Amerika Birleşik Devletleri uyruğunda olan davacı adına tescili de bu nedenle mümkün değildir.
Mahkemece, yapılan bu saptamalar doğrultusunda davacının tapu iptali ve tescil isteminin reddi ile ikinci kademedeki alacak isteminin değerlendirilip hükme bağlanması gerekirken davanın yazılı bazı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.