Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/11173 E. 2010/13583 K. 07.12.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 09:04
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11173
KARAR NO : 2010/13583
KARAR TARİHİ : 07.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.03.2007 gününde verilen dilekçe ile haksız fesih sebebiyle tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili ve duruşmasız olarak davalı ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 07.12.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Av.... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kira sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan tazminat kalemlerine ilişkindir.
Davalılar, sözleşmenin davacının tutuklanmasından ötürü 02,05.2006 tarihinde feshedildiğini, sözleşmenin feshinde kusurlu olan davacının istekte bulunamayacağını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının ıslah talebi de gözetilmek suretiyle bilirkişilerin zarar kalemi olarak buldukları 421.005,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
HUMK’nun 388.maddesi uyarınca mahkeme kararlarında, iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişme konusu hakkındaki deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma sebepleri sabit görülen vakalar ve bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerekir. Aynı kural Anayasanın 141/III.maddesinde de benimsenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, istek kalemlerinin halli için bilirkişi oy ve görüşüne başvurulması HUMK’nun 275.maddesinden kaynaklanan bir zorunluluktur. Ne var ki, bilirkişi raporu da yukarıda belirtilen kurala uygun düzenlenmeli, dayanakları raporda gösterilmeli, kayıt ve belgelere dayanmakta ise Yargıtay denetimi için bu belgeler de rapora eklenmelidir.
Mahkemenin kararı gerekçeli değil “sözde gerekçeli” dir. Bunun gibi hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunun da gerekçesi olmadığı gibi, herhangi bir kayıt veya belgeye dayanılarak bir rapor düzenlenmiş ise bunlar da rapora eklenmediğinden Yargıtay denetimine elverişli bulunmamaktadır.
Karar, gerekçesiz olup HUMK’nun 388.maddesi hükmüne aykırı şekilde oluşturulduğundan ve bu kararda atıf yapılan bilirkişi raporu da gerekçesiz olduğundan, kararın öncelikle bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Kösen’e verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 07.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.