YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11201
KARAR NO : 2010/12572
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 14.05.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 6 parsel sayılı taşınmazda bulunan evinin genel yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek, davalıya ait taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 6 parsel sayılı taşınmaz yararına 7 parsel sayılı taşınmazdan üst hakkı kurularak kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
TMK’nun 747. maddesinde düzenlenen geçit hakkı, özünü komşuluk hukukundan alan taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkıdır. TMK’nun 826.maddesinde düzenlenen üst hakkı ise, bir şahsa başkasına ait arazideki yapının maliki olma yetkisini veren bir irtifak hakkıdır. Üst hakkı ve geçit hakkı irtifak hakkı olmakla birlikte konusu ve amacı birbirinden farklıdır.
Somut olayda, hükme esas alınan 06.08.2009 tarihli fen bilirkişi raporundan, davacıya ait 6 parsel sayılı taşınmazın yola cepheli olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taşınmazının geçit ihtiyacı içerisinde bulunmadığı açıktır. Mahkemece, davacıya ait taşınmaz yararına, davalıya ait 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinden 06.08.2009 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ve kırmızı renkle gösterilen 16 metrekarelik alandan üst hakkı kurulmuştur. Davacı taşınmazı yola cepheli olup, mutlak veya nispi geçit ihtiyacı içerisinde bulunmadığından davanın reddi yerine istemin hüküm altına alınması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, HUMK’nun 74. maddesi uyarınca hakim tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Davacı gerek dava dilekçesinde, gerekse yargılama sırasında üst hakkı kurulması isteminde bulunmamıştır. Bu nedenle, mahkemece, davacının istemi bulunmadığı halde talep aşılarak üst hakkı kurulmasına biçiminde karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 11.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.