YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11323
KARAR NO : 2010/12741
KARAR TARİHİ : 22.11.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.03.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 118 ada 110 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ev yeri ihtiyacı sebebiyle dava konusu taşınmazı köyden satın aldığını, bu yerde 1977 yılından beri zilyet olduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş; bilirkişinin 03.09.2009 tarihli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1500 m2 yüzölçümündeki yerle ilgili dava reddedilmiş, 2163 m2 yüzölçümündeki (B) harfi ile gösterilen bölümün tapu kaydının iptali ile ham toprak vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
Gerek Türk Medeni Kanununun 713.maddesi ve gerekse 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesine göre, tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmaz malın kişi adına tescili için, kişinin o taşınmazda çelişmesiz ve aralıksız en az 20 yıl malik sıfatıyla zilyet olması ve bunun belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat edilmesi gerekir. Dava konusu 118 ada 110 sayılı parselin kadastro tutanağında bu yerin arsa vasfında olduğu yazılıdır. Yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde taşınmazın niteliği, “ham toprak” olarak saptanmıştır. Bilirkişi ve tanıklar, taşınmazdaki zilyetliğin “harman yeri ve basmalık” olarak kullanılmak suretiyle sürdürüldüğünü belirtmiştir. Kısaca, taşınmazın tamamı kültür taşınmazı niteliğinde değildir. Diğer taraftan davalı, taşınmazın köy tüzel kişiliğinden ev yeri ihtiyacı sebebiyle satın aldığını savunmuşsa da 442 sayılı Köy Kanununun 3367 sayılı Yasayla değişik ek 13.maddesine göre bir yerin köy tarafından satışı için, satılacak kişinin ev ihtiyacının bulunması ve o köy nüfusuna kayıtlı olması dışında satılan yere satış tarihinden itibaren en geç 5 yıl içinde taşınmaz üzerine bina yapılması gerekir. Davacı, köyden satın almış olsa dahi 5 yıl içinde bina yapmadığından 442 sayılı Kanunun ek 13.maddesi hükmünden yararlanamaz. Malik sıfatıyla zilyetlik davasız ve aralıksız devam etmediğinden, taşınmazın zilyetlikle iktisabına da olanak yoktur. Esasen, 118 ada 110 sayılı parselin tamamının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18.maddesine göre Hazine adına tespit ve tescil edilecek yerlerden olduğu da dosya kapsamıyla sabittir.
Mahkemece, yapılan bu saptamalar doğrultusunda 118 ada 110 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümü ile ilgili davanın da kabulü yerine, bu bölümle ilgili davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.