YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11327
KARAR NO : 2010/12472
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, kadastro çalışmaları sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalılar adına tescil edilen Çatalören köyü 109 ada 68 ve 110 ada 46-50 sayılı parsellerin mera olduğunu, özel mülkiyete konu teşkil etmeyeceğini belirterek kayıtlarının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili davayı kabul etmediklerini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine vekili eksik inceleme nedeniyle temyize getirmiştir.
Dosyada yer alan kadastro tutanaklarının incelenmesi sonucu 109 ada 68, 110 ada 46 ve 110 ada 50 sayılı parsellerin “tarla” niteliği ile davalı … adına zilyetlikten tescil edildiği, taşınmazların 110 ada 51 ve 109 ada 70 sayılı mera parselleri içinde kaldığı analaşılmaktadır.
Ziraatçı bilirkişi …’in düzenlediği 26.7.2009 tarihli raporda da taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olduğu bildirilmiştir. Dosya içinde bulunan fotoğraflar ile bilirkişi raporu arasında çelişki gözlenmiştir. 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tarife göre çayır; taban suyunun yüksek bulunduğu veya sulanabilen yerlerde biçilmeye elverişli yem üretilen ve genellikle kuru ot üretimi için kullanan yerlerdir. Çayır nitelikli bir yerin aynı zamanda mera özelliği taşıyabileceği kuşkusuzdur. Nitekim; anılan kanunun 3. maddesi (i) bendinde çayır, mera, yaylak ve kışlak arazisinin sınırlandırmaya tabi olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar bir yerin çayır olması mutlak suretle zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığının kabulünü gerektirmez ise de bu yerin özellikleri ve kullanma biçimi, özellikle de taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırılan parsel içinde kalması mera bütünlüğünü bozacağından o yerin meradan açıldığını ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu gösterebilir. Ne var ki; mahkemece bu konuda yapılan inceleme ve araştırma ile bilirkişi raporu yeterli değildir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; taşınmazın 110 ada 51 ve 109 ada 70 sayılı mera parselleri içinde kalıp kalmadığı, özelliği ve bu özelliğinden dolayı mera parselinin bütünlüğünü bozup bozmadığının tespiti için yerinde yeniden keşif yaparak toprak yapısı incelenerek konusunda uzman olan bilirkişilerden bu konuda ayrıntılı ve gerekçeli rapor almak, bunun sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırmayla dava konusu taşınmazlar hakkında davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.