YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11600
KARAR NO : 2010/12968
KARAR TARİHİ : 25.11.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.10.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 1671 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait taşınmazlardan; birleştirilen davalar ile de, 1678, 1676 ve 1677 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı … davanın reddini savunmuş, davalılar … ve … davayı kabul etmişler, diğer davalılar ise cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, 1671 parsel yararına 1674, 1675, 1676, 1677 ve 1678 parsel sayılı taşınmazlardan geçit kurulmuştur.
Hükmü, 1676 ve 1678 parsel maliki davalı … vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir.
Somut olayda, dava konusu 1671 parsel sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunduğu açıktır. Davacıya ait taşınmaz yararına hükme esas alınan 15.03.2010 tarihli fen bilirkişi raporunda (A), (B), (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen 1676, 1677, 1678, 1675 ve 1674 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmuştur. Ziraat ve emlak bilirkişilerinin ortak olarak düzenledikleri 01.04.2010 tarihli raporda, geçit kurulan taşınmaz bölümlerinin her birinin ayrı ayrı bedeli hesaplanarak toplam geçit bedelinin 6.649,30TL olduğu belirtilmiştir. Geçit bedeli olarak ödenmesi gereken bu miktarın davacıya depo ettirilmesi gerekir. Mülkiyet hakkını kısıtlayan geçit hakkı nedeni ile geçit ile yükümlendirilen taşınmaz maliklerine taşınmazlarından kurulan geçit miktarının bedelinin tamamının ödenmesi gerekir. Eldeki davada, geçit kurulan taşınmazların her birinin ayrı bir geçit istemi varmışcasına bilirkişi raporunda farklı bir seçenek olarak hesaplanan 3.551,16 TL’lik bedeli depo ettirilmiştir. Mahkemece, geçit bedeli olarak 6.649,30 TL’nin depo ettirilmesi yerine, 3.551,16 TL bedelin depo ettirilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2.) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.