YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11678
KARAR NO : 2010/12750
KARAR TARİHİ : 22.11.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.12.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı, 7 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin dava dışı … ve … tarafından işletildiğini, kendisinin bu yerde çalışan sıfatıyla bulunduğunu, kaldı ki taşınmazın önceki maliklerinden olan …’den ortaklardan … tarafından kiralandığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının taşınmazda kira sözleşmesiyle bulunduğu saptandığından bahisle, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan tapu kayıt örneğinden, 7 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin 1/2 payın …, 3/8 payın da elbirliği mülkiyet rejimine tabi olarak …, …, … adlarına kayıtlı olduğu, önceki maliklerinden 14.10.2008 tarihinde satın almak suretiyle 7 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin davacı adına kaydedildiği görülmektedir. Kayıt maliki olan davacı, Türk Medeni Kanununun 683.maddesine dayanarak malını haksız elinde bulunduran kimseye karşı haksız elatmanın önlenmesini dava edebilir.
Yukarıda sözü edildiği üzere bağımsız bölümler, davacının mülkiyetine geçmeden önce tapuda …, … adına elbirliği ve paylı mülkiyet olarak kayıtlıdır. Bu tür mülkiyet biçiminde, taşınmazın kiralanması hem hisse hem de şahıs ekseriyeti esası üzerinden yapılabilir. Kiraya verilecek taşınmazda, elbirliği halindeki hisselerin sahipleri bir kül (bir bütün) telakki olunur ve onların hisselerinin tamamı müşterek mülkün bir hissesi sayılır. Somut olayda ise, davalının dayandığı 01.06.2005 başlangıç tarihli kira sözleşmesi … vekili … tarafından yapılmıştır. Kısaca, kira sözleşmesinde pay ve şahıs ekseriyeti sağlanmadığından sözleşme geçersizdir. Kaldı ki, her ne kadar kira sözleşmesinin yapılışı bir şekle tabi değil ise de, sözlü olarak yapıldığı iddia edilen sözleşmenin ispatı değere göre HUMK’nun 288.maddesi gereğince tanıkla kanıtlanamaz.
Yapılan bu saptamalara göre davalı, geçerli bir kira sözleşmesinin varlığını kanıtlayamadığından, davacının mülkiyet hakkına dayalı isteminin kabulü yerine orta yerde geçerli bir sözleşme varmış gibi davanın reddedilmesi doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.