Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/11899 E. 2010/13219 K. 01.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11899
KARAR NO : 2010/13219
KARAR TARİHİ : 01.12.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.12.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 66 parsel sayılı taşınmazına davalıların sınırdan tecavüzde bulunduğunu, elatmanın önlenmesi ile binanın tecavüzlü kısmının yıkılmasını istemiştir.
Davacılar, davanın reddini savunmuş, mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalılar temyiz etmiştir.
Dava konusu 64 parsel sayılı taşınmaz davalı … ile dava dışı … …. adına 1/2’şer payla kayıtlıdır. Dava dışı … ….. oğlu … babasının payı üzerine ev yapmıştır. Davacı 1/2 pay sahibi Salih ile evi inşa eden …’e karşı elatmanın önlenmesi ve kal istemiştir. Mahkemece 419,42 m2.lik kısma davalıların müdahalesinin men’ine ve tecavüzlü kısmın kal’ine karar vermiştir. Yasal ayrıcalıklar dışında Türk Medeni Kanununun 684/1 ve 718/2 maddeleri uyarınca arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşulu ile yapılan şeyleri de kapsar. Bir başka anlatımla mütemmim cüz (ayrılmaz parça) olan yapı ile zeminin ayrı düşünülmesi olanaksızdır. Paylı mülkiyet rejimine tabi taşınmazda tüm paydaşlar arasında kullanmaya ilişkin geçerli bir anlaşma yoksa arzın mütemmim cüzü olan yapıda tüm paydaşların payı oranında mülkiyet hakkı bulunduğunun kabulü zorunludur. Yıkım talebini de içeren böyle bir davanın sadece yapıyı yapan ve kullanan üçüncü kişiye ve 1/2 pay sahibi malike yöneltilerek görülme olanağı yoktur. Davada elatmanın önlenmesi ile birlikte kal isteminde de bulunulduğundan 64 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden davalı …….’ün de davada yer alması gerekir. Taraf teşkili tam olarak sağlanmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatıranlara iadesine, 01.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.