Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/11937 E. 2010/13066 K. 29.11.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 06:15
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11937
KARAR NO : 2010/13066
KARAR TARİHİ : 29.11.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.12.2009 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men'i ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen 07.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı; 600 ada 4 parsel numaralı taşınmazına, komşu 5 parsel maliki davalı ... ile bu taşınmazı kullanan diğer davalı tarafından, taşınmaz üzerindeki evin yapılan tadilat çalışmaları sonucu taşkın hale gelen kısımlarının kal’i suretiyle müdahalenin men’i isteminde bulunmuştur.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davayı görmeye asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı men’i müdahale ve kal istemlerine ilişkin olup 21.12.2009 tarihinde sulh hukuk mahkemesinde açılmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesince “müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak” harç alınır. Mahkemelerin görev konusunu düzenleyen HUMK.nun 1. maddesi gereğince de görev dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise görevli mahkemenin tespitinde davanın açıldığı gündeki değerin esas tutulması gerekir. Gerek harç sorunu, gerekse görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasızdır.
Somut olayda; mahkemenin görevi belirlenirken eldeki davanın gayrimenkulün aynına ilişkin mülkiyet hakkına dayalı men’i müdahale ve kal davası olduğu düşünülerek, dava değeri müdahale edilen kısmın değeri ile kal’i istenen yapı kısmının değeri toplamından ibarettir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan; fen bilirkişisinin 19.03.2010 tarihli raporunda, dava konusu taşınmazda müdahalenin men’i istenilen 5 parseldeki evin taşkın kısmının 3,12 m2 ve bahçe duvarı tecavüzünün de 2,30 m2 olduğu, inşaat bilirkişisinin 24.03.2010 tarihli raporunda da tecavüze konu ahşap binanın tamamının değerinin 8.000 TL, belirlenen tecavüzlü kısımların toplam zemin değerinin ise 1.000 TL olduğu tespit edilmiş, kal’i istenen yapı kısımlarının değeri hesaplanmamıştır.
Müdahalenin men’i istenilen taşınmaz kısmının toplam 1.000 TL değerinde olduğu ve inşaat bilirkişi raporu değerlendirildiğinde de dava değerinin, toplam 5,42 m2’lik kısım üzerindeki kal’i istenen yapı değeri ile birlikte dava tarihi itibariyle sulh hukuk mahkemelerinin görev sınırını belirleyen HUMK’nun 8. maddesindeki 7.080,00 TL’nin altında kalacağından davayı görmeye asliye hukuk mahkemesi değil sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
Açıklanan nedenle işin esası hakkında bir karar vermek gerekirken görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 29.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.