Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/12003 E. 2010/12753 K. 22.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12003
KARAR NO : 2010/12753
KARAR TARİHİ : 22.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.05.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 152 ada 10 ve 136 ada 4 parsel sayılı taşınmazlarda “ölü” olarak yazılı bulunan kimlik bilgisinin “sağ” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Mahkemece yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davacının kaydında düzeltme yapılmasını istediği 152 ada 10 ve 136 ada 4 parsel sayılı taşınmazların toplulaştırma işlemi neticesinde oluştuğu belirtilmiş, ancak hangi parsellerden geldiğine dair açıklama yapılmayarak 5765,5715,5758,5756 parsel sayılı tapulama ile oluşan taşınmazlara ait tapu kayıtları ve tapulama tutanakları ile 3738 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydı gönderilmiştir. Yine mahallinde yapılan keşifte hazır bulunan fen bilirkişi de raporunda bu konuya dair bir açıklama yapmamıştır.
Davaya konu taşınmazların evveliyatı olarak gönderilen kayıtlardan yalnızca 5756 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağında,19.10.1970 tarihli ve 1394 sayılı tapu ile malik … adına tespit yapıldığı belirtilerek …’un ölü olduğu belirtilmiş, dosya arasındaki diğer tapulama tutanaklarını da ise vergi kaydı mükellefi … oğlu …, …, …, Süllü zilyet oldukları taşınmazı 4 parçaya ifraz ederek 5758 ve 5765parsel sayılı taşınmazların … ’a isabet ettiği, ölümü ile eşi … ve çocuklarını terk ettiği,5764parsel sayılı taşınmazın da … ’a isabet ettiği bildirilmiştir.5756parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağı dışında diğer geldi kayıtlarında …’un ölü olduğuna dair bir belirtme bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılan keşifte dinlenen mahallibilirkişi köyde … eşi … adında birinin var olup bu kişinin daha evvel öldüğünü söylemiş, duruşmada dinlenen tespit bilirkişileri ise … kızı … adında birinin mevcut iken bu kişinin daha evvel öldüğünü beyan etmişlerdir.
Mahkemece, toplulaştırma ile oluşan davaya konu taşınmazların geldisi olan kadastro parsellerinin Tapu Sicil Müdürlüğünden sorularak tam olarak belirlenmesinden sonra, 19.10.1970 tarihli ve 1394 sayılı tapu kaydı getirtilmeli, nüfus müdürlüğünden “… eşi ya da … kızı …” adında birinin mevcut olup olmadığı sorularak varsa mirasçıları tespit edilmeli, bu kişiler duruşmaya çağrılarak davaya konu taşınmaz hakkında mülkiyet iddiaları olup olmadığı sorulmalı, açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Yukarıda açıklandığı şekilde gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra neticesine göre bir karar vermek yerine mülkiyet nakline yol açacak şekilde tesis edilen hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.