YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12267
KARAR NO : 2010/13938
KARAR TARİHİ : 13.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.06.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Tapu Sicil Müdürlüğü ve davalı … İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki “Sultan Abdulhamit Vakfı” şerhinin terkini istemi ile açılmıştır.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı … idaresi ile Tapu Sicil Müdürlüğü temyiz etmiştir.
1-27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı … Kanununun 18.maddesi hükmü gereğince; miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar dışındaki icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabidir. Yasanın 3.maddesinde yapılan tanıma göre de, mukataalı vakıf; zemini vakfa üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise; değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder. Hal böyle olunca somut uyuşmazlığın çözümü için, kayda işlenen vakfın mukataalı veya icareteynli vakıflardan olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının keşfen incelenmesi, taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada kadim köy ve kasaba ya da şehirlere göre haritasında işaret edilmesi, vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi zorunludur.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
Hal böyle olunca vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden itibaren getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, … Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı ve HUMK’nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Somut olayda; mahkemece bu yönler üzerinde durulmaksızın dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu verilen bilirkişi raporuna bağlı kalınarak davanın kabul edilmesi eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre Tapu Sicil Müdürlüğünün temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle Tapu Sicili Müdürlüğünün temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, peşin yatırılan harcın iadesine, 13.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.