Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/12308 E. 2010/13264 K. 02.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12308
KARAR NO : 2010/13264
KARAR TARİHİ : 02.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 16.12.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece dava kabul edilmiş olup; hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, kayıt maliki annesi “…… kızı…..”nin dava konusu parselde “…. kızı…..” şeklinde yer alan kimlik bilgilerinin nüfus kaydına uygun hale getirilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dava konusu edilen 674 parsel sayılı taşınmaza ait tapulama tutanağının edinme sebebi kısmında “…dava konusu taşınmazın … oğlu …’ın zilyet ve tasarrufunda iken 1969 yılında ölümü ile mirasçı olarak karısı ….. kızı ….. ile tek evladı ……ı terk ettiği, bunların da kanuni ehliyete haiz olarak 1970 yılında iştirak halindeki mülkiyeti müşterek mülkiyete çevirdikleri” belirtilerek, tapulama tespiti … kızı…..oğlu….. adına müşterek mülkiyet hükümleri çerçevesinde yapılmış ve tapuya 1/4 oranında….., 3/4 oranında da ….. adına tescil edilmiştir. Söz konusu tapulama tutanağının içeriği ile dosya arasındaki kayıt malikine ait nüfus kayıtları arasında uyumsuzluk gözükmektedir. Şöyle ki, tapulama tutanağında diğer paydaş….’ın kayıt…..’nin oğlu olduğu, bbbb eşinin ise … oğlu ….olduğu yazılı iken, ….’nin dosya arasındaki nüfus kaydına göre eşi…. oğlu ise … olarak gözükmektedir.
Mahkemece yapılması gereken iş; tapuya dayanak teşkil eden tapulama tutanağının içeriği ile nüfus kaydı arasında tutarlılık bulunmadığından varsa mahalli bilirkişi ve tanıkları taşınmaz başında dinleyerek, bu husustaki tereddütleri giderip sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.